Koronavirüs Salgınında Çin’in Tazminat Sorumluluğu

Coronavirüs sebebi ile çin yargılanabilir mi?

Çin’in beslenme kültürü sebebi ile koronavirüs salgınınına sebep olduğu düşünülmektedir. Dünya çapında gerek ekonomik gerek manevi birçok zarara yol açan koronavirüsten bir devlet tazminat ile sorumlu tutulabilecek midir? Sorumlu tutulacak ise Çin hangi uluslararası hukuk sisteminde yargılanacaktır? Uluslarası Ceza Mahkemesi, Uluslararası Adalet Divanı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Çin’i yargılayabilir mi?

Koronavirüs Salgınının Etkileri

2020’nin hemen başında ortaya çıkan koronavirüs salgını küresel salgınlara klasik bir örnek teşkil etmektedir. Söz konusu salgından dünyada etkilenmeyen herhangi bir devlet kalmamış, Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemik hastalık olarak nitelendirilmiştir.

Görünen o ki koronavirüs etkisini sadece sağlık alanında değil, insanlarla ilişkili olan her alanda gösterecektir. Ekonomik anlamda 2008 krizinden bu yana en durgun dönemini yaşayan dünya ekonomilerinin zararları trilyon dolarla ifade edilmektedir. Yeni nesil koronavirüsün (COVID-19) Çin’de görülmesi ile birlikte küresel tedarik zincirlerinde birçok sorun ortaya çıkmıştır. Çin’den çeşitli ara mallarının ve nihai ürünlerin tedarikinde yaşanan problemlerin küresel bir arz şokuna neden olabileceğine yönelik endişeler yükselmiştir. Virüsün Avrupa ve Kuzey Amerika’ya beklenenden daha hızlı ve yoğun bir şekilde yayılması birçok ülkenin sosyal ve ticari hayatı kısıtlayıcı önlemler almasına neden olmuştur.

Bu gelişmeler sonrasında küresel ekonomik büyümeye yönelik projeksiyonlar kayda değer oranda değişmiştir. OECD açıkladığı baz senaryosunda virüs salgınından kaynaklı olarak küresel büyüme tahminini yüzde 2,9’dan yüzde 2,4’e çekmiştir. OECD’nin kötümser senaryosunda küresel ekonomik büyümenin yüzde 1,5’e kadar gerileyebileceği öngörülmektedir. Asya Kalkınma Bankası ise en kötü senaryoda virüsün küresel ekonomiye toplam maliyetinin 347 milyar dolara (küresel ekonominin yaklaşık yüzde 0,5’i kadar) kadar çıkabileceğini tahmin etmektedir.

Yaşanan can kayıpları, aylarca evlerinden çıkamayan insanların psikolojik durumlarının kötüye gitmesi ise maddi anlamda telafisi mümkün olmayan kayıplardır. Hal böyle iken ABD ile başlayan salgının kaynağı olarak belirlenen Çin’e karşı tazminat davası açılması füryasına ilerleyen dönemlerde birçok devlet hatta bundan zarar gören insanların da katılacağı öngörülmektedir.

Freedom Watch Savunma Grubu Tarafından Açılan Tazminat Davası

Amerika Birleşik Devletlerinde açılan tazminat davasında davacı tarafını, Freedom Watch isimli bir savunma grubu ve ABD’li avukat Larry Klayman temsil etmektedir.Freedom Watch ve ABD’li avukat Larry Klayman, Çin hükümeti, Çin ordusu, Wuhan Viroloji Enstitüsü ile enstitü direktörü Shi Zhengli ve Çin ordusu Tümgenerali Chen Wei’ne 20 trilyon dolar değerinde tazminat davası, ABD Kuzey Texsas Bölge Mahkemesinde açılmıştır.

İddialar ise özetle şöyle: ‘‘Avukatlar, Çinli yetkilileri terörizme maddi destek sağlama, ABD vatandaşlarının zarar görmesine ve ölümüne yol açmak için komplo kurmak, ihmal, ölüme neden olmak ve saldırı ile suçluyor. Virüsün Wuhan Viroloji Enstitüsü’nden yayıldığını iddia eden avukatlar, koronavirüsün Çin tarafından kitlesel ölüme yol açmak için tasarlandığını öne sürdü. ABD’li grup, ayrıca koronavirüs hakkında konuşan ve uluslararası alanda tehlikeye dikkat çeken Çinli doktorların susturulduğunu öne sürdü.’’

Açılan dava hukuki nitelik olarak class action -Türk hukuk sitemi tabiri ile sınıf davası– niteliğinde bir davadır. Sınıf davası, bir ya da daha fazla davacının, bir hakkın korunması bakımından benzer hukukî durumda olan bütün kişilerin çıkarlarını temsil ettiği, toplu hâlde dava açma biçimidir. Sınıf davası, düşük miktardaki tazminat taleplerini kendi başlarına dava konusu yapamayacak, hukuka aykırı davranıştan benzer şekilde etkilenen kişilerin, birlikte dava açabilmelerini sağlamaktadır. Sınıf davasında, bir ya da birden fazla kişi (temsilci davacı) topluluğun diğer bütün üyelerini temsil ederek dava açmakta ve topluluğun diğer üyeleri davaya katılmamakla birlikte davada verilen kararla bağlı olmaktadır. Burada sınıf kavramı, temsilci davacının açmış olduğu davaya konu olan ortak hukukî veya fiilî uyuşmazlıkta benzer iddialara sahip kişilerin bütünü olan topluluğu ifade etmektedir.

İlerleyen dönemde ölümler ve virüsün verdiği zarar arttıkça bu davalara olan ilginin dünya çapında da artması öngörülmektedir.

Ayrıca söz konusu savunma grubu Larry Klayman adlı avukat aracılığıyla Uluslararası Ceza Mahkemsine de bir başvuru yapılmıştır. Davalı olarak da Çin Devlet Başkanı ve Politbüro üyeleri ne ek olarak Wuhan Ensitüsü, Enstitü Direktörü Shi Zhengli ve Tümgeneral Chen Wei’yi sorumlu olarak göstermiştir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Yargılaması

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Yargı Yetkisi

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yargı yetkisi, yalnız düzenlemenin yürürlüğe girmesinden sonra işlenecek fiiller bakımından uygulanabilmektedir. Bu yürürlük şartı 1 Nisan 2002 tarihinde gerçekleşmiştir. Bir devlet statüyü yürürlüğe girdikten sonraki bir tarihte onaylayacak olursa bu devlet bakımından yargı yetkisi onay tarihinden sonraki fiiller açısından geçerlidir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yargı yetkisinin kabulü üç şekilde olabilir: Statüye taraf olan devletlerin zorunlu yargı yetkisini zaten kabul etmişlerdir. Taraf olmayan devletler Mahkemenin yargı yetkisine giren fiiller içinden, söz konusu olacak fiil için mahkemenin yargı yetkisini tanıdığını Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kalemine bildirebilirler. Fiil taraf devletin ülkesinde işlenmiş veya bir taraf devletin uyruğu tarafından işlenmişse yine Uluslararası Ceza Mahkemesi yetkilidir.

UCM Kimleri Yargılayabilir?

Uluslararası Ceza Mahkemesi sadece kişileri yargılayabilir. Devletleri yargılama yetkisine sahip değildir. Yargılanacak kişinin taraf ülke vatandaşı olması gerekir.

UCM Nerede İşlenen Suçları Yargılayabilir?

Taraf ülkelerin devlet sınırları içinde veya bir taraf ülke vatandaşı tarafından işlenen Antlaşma’da belirtilen suçlar Uluslararası Ceza Mahkemesi yetkisindedir. Taraf olmayan ülkeler de Mahkeme’yi belirli bir suç için yetkilendirebilir.

Ulusal Mahkemeler Bağlamında Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Yeri Nedir?

UCM normal koşullar altında ulusal mahkemelerin yetkilerini devralamaz. Antlaşma’da tamamlayıcılık ilkesi temeldir. Ulusal mahkemelerin kendi vatandaşlarını veya yüksek makamlardaki sanık adaylarını yargılamak istememesi, iç çatışmalar nedeniyle çökmüş olan yargı sistemi gibi durumlarda Uluslararası Ceza Mahkemesi devreye girebilir.

Koronavirüs salgını dolayısıyla mahkemeye yapılan ve yapılacak olan başvuruların hangi suç tanımı kapsamında değerlendirileceği ciddi bir merak konusudur. Bilindiği üzere Uluslararası Ceza Mahkemesinde sadece devletler dava açabilmektedir. Avukat Larry Klayman, bu nedenle sadece suç duyurusunda bulunabilmiştir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, insanlığa karşı suç işlenmiş olması sebebi ile, savcılık tarafından araştırma yapılarak, konuyu mahkemeye taşımıştır. Somut olayda uyuşmazlık ABD vatandaşları aracılığı ile uluslararası yargıya taşınmış durumdadır.

Roma Statüsü olayların mahkeme önüne 3 farklı şekilde gelebileceğini belirtiyor:

  1. Roma Statüsü’nü onaylayan devletler, sadece mahkeme yargılama yetkisini haizse, işlenen bir veya birden fazla suçun olduğu bir durumun soruşturulması için savcıdan talepte bulunabilirler.
  2. BM Güvenlik Konseyi, işlenen suçun bir veya birden fazla olduğu bir durumu soruşturması için savcıdan talepte bulunabilir. 1. ve 2. yöntemlerin tersine, suçlar Roma Statüsü’nü onaylamayan bir devletin topraklarında vuku bulmuş veya böyle bir devlet vatandaşı tarafından işlenmiş olsa bile BM Güvenlik Konseyi olayı savcıya bildirdiği zaman Uluslararası Ceza Mahkemesi yargı yetkisine sahip olacaktır.
  3. Mahkeme savcısı, sadece mahkemenin söz konusu suçu ya da bireyleri yargılama yetkisi var ise; kurban ya da ailesini de içerecek şekilde herhangi bir kaynaktan gelen bilgiye dayanarak, işlenmiş bir ya da birden fazla suçun söz konusu olduğu bir durum hakkında soruşturma başlatabilir.

Bununla birlikte, bu durumların her birinde bir soruşturma açılıp açılmayacağına ve soruşturma üzerinde temellenen hukuki onaya bağlı olan bir davanın açılıp açılmayacağına karar vermek, devletlerin ya da Güvenlik Konseyi’nin değil, UCM savcısının takdirine bağlıdır. Larry Klayman tarafından Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yapılan başvuru 3.maddede öngörülen şekilde incelenecektir. Bu incelemenin gerçekleşebilmesi için Uluslararası Ceza mahkemesinin zikredilen isimleri yargılama konusunda yetkisinin bulunması gerekir.

Uluslararası Adalet Divanı Yargılaması

Uluslararası hukuk bakımından konunun taşınabileceği Uluslararası Ceza Mahkemesinden dışında, nispeten daha önemli bir merci daha vardır: Uluslararası Adalet Divanı.

Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler’in başlıca adli organıdır. Divan, Uluslararası Sürekli Adalet Divanı’nın Statüsü’ne dayanan ve bu Antlaşma’nın ayrılmaz bir parçasını oluşturan eski Statü’ye uygun olarak çalışır. Birleşmiş Milletler’in tüm üyeleri, bu üyeliğin bir sonucu olarak, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü’ne taraftırlar. Çin de Birleşmiş Milletlere üye olan bir devlet olduğu için Uluslararası Adalet Divanı Statüsüne tabidir. Çin’in taraf olduğu Uluslararası Adalet Divanı’nda yargılanması mümkündür.

Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 94. maddesine göre;

Birleşmiş Milletler’in her üyesi, taraf olduğu tüm uyuşmazlıklarda, Uluslararası Adalet Divanı’nın kararına uymayı yükümlenir.

Bir uyuşmazlığın taraflarından biri, Divan’ın verdiği bir hükme göre kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmezse, öbür taraf Güvenlik Konseyi’ne başvurabilir. Konsey de gerekli görürse, hükmün yerine getirilmesi için tavsiyelerde bulunabilir ya da alınacak önlemleri kararlaştırabilir.

Ancak Uluslararası Adalet Divanı’nın bir konuda çekişmeli yargı yetkisini kullanabilmesi için tarafların buna rıza göstermeleri gereklidir. Ulusal hukuk düzenlerinin aksine uluslararası toplum nezdinde üstün bir otorite mevcut olmadığı için, uluslararası hukuk kuralları, bu hukukun uygulanacağı kişilerin, yani uluslararası hukukun sujelerinin iradesi ile oluşmakta ve bu kuralların bağlayıcılığı da devletlerin rızasına dayalı olarak ortaya çıkmaktadır. Burada merak edilen konu Çin’in Uluslararası Adalet Divanı’na koronavirüs konusunda yargılama yetkisi verip vermeyeceğidir.

Uluslararası Adalet Divanı’nın yargı yetkisinin çeşitli tasnifleri mümkün olmak ile birlikte temel olarak çekişmeli yargı yetkisi ve danışma görüşü verme yetkisi olarak ikiye ayrıldığını söyleyebilir. Buna göre, Divan’ın birinci derece yetkisini davanın taraflarını bağlayıcı karar verme yetkisi olarak tanımlayabiliriz. Divan’ın ikinci derece yetkisi ise, genellikle usule ilişkin işlemlerdeki yargı yetkisidir. Divan’ın kendi yetkisi üzerinde karar vermesi, usulî işlemlerin genel kontrolünü sağlaması gibi yetkileri ikinci derece yetkilere örnek olarak verilebilir.

Uluslararası Adalet Divanı’nın öncelikli görevi Statü’nün 38. birinci fıkrasında belirtildiği üzere devletlerce önüne getirilen uyuşmazlıkları uluslararası hukuka uygun olarak çözmek olarak belirtilmiştir (Çekişmeli yargı yetkisi). Uluslararası hukukçular devletlerarası uyuşmazlıkların Uluslararası Adalet Divanı’nın çekişmeli yargı yetkisi kapsamında çözülmesini, uluslararası uyuşmazlık çözümü metodlarının en önemlilerinden biri olarak görmüşlerdir.

Uluslararası Adalet Divanı Statüsü’nün 59. maddesi “Divan’ın kararı ancak uyuşmazlığın tarafları bakımından ve karar verilen dava için bağlayıcıdır.” demek suretiyle davanın taraflarıyla sınırlı şekilde de çekişmeli yargı yetkisi kapsamındaki kararların bağlayıcı olduğunu vurgulamıştır. Bu durumun ‘stare decisis’ ilkesinin uygulanmadığı Uluslararası Adalet Divanı için uygun olduğu söylenebilir. Uluslararası Adalet Divanı kararlarına uymamanın yaptırımı için ise BM Şartı’nın 94(2) maddesine bakılmalıdır. Bir uyuşmazlığın taraflarından biri, Divan’ın verdiği bir hükme göre kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmezse, öbür taraf Güvenlik Konseyi’ne başvurabilir. Konsey de gerekli görürse, hükmün yerine getirilmesi için tavsiyelerde bulunabilir ya da alınacak önlemleri kararlaştırabilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yargılaması

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Yargı Yetkisi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yetkisi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 33. ve 34. maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddeler şu şekilde düzenlenmiştir:

Madde 33

Devletlerarası Başvurular: Her Yüksek Sözleşmeci Taraf, diğer bir Yüksek Sözleşmeci Taraf’a karşı Sözleşme ve Protokollerinin hükümlerinin ihlali iddiası ile Mahkeme’ye başvurabilir. 

Madde 34

 Bireysel Başvurular: Bu Sözleşme veya protokollerinde tanınan haklarının Yüksek Sözleşmeci Taraflar’dan biri tarafından ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduğunu öne süren her gerçek kişi, hükümet dışı kuruluş veya kişi grupları Mahkeme’ye başvurabilir. Yüksek Sözleşmeci Taraflar bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını hiçbir surette engel olmamayı taahhüt ederler.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin söz konusu maddelerine baktığımız zaman, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargılama yetkisinin akit devletlerle sınırlı olduğunu görüyoruz. Sözleşmeye taraf olan 47 devlete bakıldığında aralarında Çin’in olmadığını görülmektedir. Bu nedenle Çin’in herhangi bir konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde yargılanması mümkün değildir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Yargılama Usulü

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), uluslararası bir teşkilat olan Avrupa Konseyi’ne bağlı olarak 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, toplulukların, tüzel kişilerin ve diğer devletlerin, belirli usul ve kurallar dahilinde başvurabileceği bir yargı merciidir.

Bir kişinin AİHM’ye başvurabilmesi için öncelikle kendi ülkesinde hakkını araması, yani iç hukuk yollarını tüketmesi gerekmektedir. Kişiler, iç hukukta haklarını aradıktan sonra ve bu konuda olumsuz nihaî karar alındıktan sonraki 4 ay zarfında yazılı olarak Strazburg’da bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmalıdır. Mahkeme, yapılan başvuruların ön koşullarının yerine getirilip getirilmediğini inceler, bir eksiklik görmezse başvurunun esastan incelenmesine karar verir. Ön koşulları taşımayan başvuruların reddine karar verilir. Bu karar kesindir, karşı başvuru yolu yoktur. Mahkeme, başvuru sahibinin sözleşmede tanınan bir hakkının devlet tarafından ihlâl edildiği kararına varırsa, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder. Yâni Mahkeme, devletin tazminat ödemesine karar verir. Mahkemenin kararlarının uygulanıp uygulanmadığı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenir.


CENGİZ, DEMİRAĞ, ERGÜL, MCBRIDE, TEZCAN; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Ceza Yargılaması Kurum ve Kavramları

GÜLGEÇ Yahya Berkol; Uluslararası Adalet Divanı’nın Yargı Yetkisi ve Yargı Yetkisini Genişletme Çabalarının Eleştirisi

DİŞYAKA, Abuzer; Uluslararası Ceza Mahkemesi, erişim adresi: muharrembalci.com/hukukdunyasi/makaleler/birikimlerI/86

mfa.gov.tr/avrupa-konseyi_.tr.mfa

tr.wikipedia.org/wiki/Uluslararas%C4%B1_Ceza_Mahkemesi

tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa_%C4%B0nsan_Haklar%C4%B1_Mahkemesi

sabah.com.tr/dunya/2020/03/21/coronavirus-salginindan-sonra-kuresel-sistem-nasil-sekillenecek-coronavirus-salginindan-sonra-ekonomi

star.com.tr/acik-gorus/koronavirus-cini-mahkum-ettirir-mi-haber-1527852

The following two tabs change content below.

Ertuğrul Kahraman

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Ankara Barosu - Stajyer Avukat

Benzer yazılar

4 Yorum

  1. Tuğberk dedi ki:

    Çin’in yargılanması en çok ABD’nin işine gelir herkes atlatsın bakalım fatura kime çıkacak

  2. Gamze Erdinç dedi ki:

    Çin’in yargılanmayı kabul etmediği durumlarda birçok ekonomik ve siyasi yaptırım gelecektir, o yüzden dünya mahkemelerini küçümsememek gerekir. Çin’in bu virüsü bilerek çıkardığına dair güvenilir çalışmalar var

  3. Şükrü Kolay dedi ki:

    Şu sıralar Almanya’da dava açmayı düşünüyor bakalım neler olacak

  1. 27 Nisan 2020

    […] bireysel başvurularda, AİHM’e yapılan başvuruların aksine en başta başvuru formunda tazminat miktarı belirlenerek talep edilmelidir. Aksi halde Anayasa Mahkemesi ihlal kararı verse bile […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir