AYM Bireysel Başvuru Kararlarının Bağlayıcılığı

anayasa mahkemesi bireysel başvuru kararları ve uygulanması

Hukukun tarihsel gelişim sürecine baktığımız zaman temel hak ve hürriyetlerin korunmasında kimi zaman hızlı kimi zaman ağır aksak ama sürekli bir gelişim olduğunu görmekteyiz. Ülkemiz adına bu süreç Avrupa Birliğine giriş adımlarından kesin üyelik sürecine girilmesiyle ivme kazanmıştır. Bunun en ciddi adımları Türk Ceza Kanununda ve Anayasada yapılan değişikliklerle kendini göstermiştir. Anayasamızda 2010 yılında yapılan değişiklikle yargı kolları açısından tüm başvuru yollarını tüketen kişilere, koruma altına alınmış temel hak ve hürriyetlerine yönelik saldırı veya zararın tam olarak giderilmediği durumlarda gerekli şartları taşımak kaydıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilme imkânı getirilmiştir. Böylece ülkemiz adına temel hak ve hürriyetlerin korunması açısından ciddi ve önemli bir yenilik yapılmış oldu.

Anayasa Mahkemesinin Oluşumu

Anayasa Mahkemesi onbeş üyeden kurulur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterilecek üçer aday arasından, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar içinden gösterecekleri üç aday arasından yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu oylama için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının alt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oyu olan iki kişi için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en çok oyu alan aday seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday arasından; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi YÖK’ün kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarından görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe kamu yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hakim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.

Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay genel kurulları ile YÖK Anayasa Mahkemesi üyeliği için yapılan seçimlerde en fazla oyu alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Yine aynı şekilde baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.

Anayasa Mahkemesine üye olabilmek için, en az kırkbeş yaşını doldurmuş olmak şartıyla; yüksek öğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent ünvanını kazanmış, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmış, üst düzey kamu görevlilerinin en az yirmi yıl kamu hizmetinde çalışmış, birinci sınıf hakim ve savcıların yine aynı şekilde en az yirmi yıl hakim veya savcılık yapmış olması gerekmektedir.

Mahkeme üyeleri arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir başkan ve iki başkanvekili seçilir, süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Anayasa Mahkemesinin Görev ve Yetkileri

Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkileri şunlardır:

  • Kanunların, CBK’ların ve TBMM İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımından uygunluğunu denetlemek,
  • Anayasa değişiklerini ise sadece şekil bakımından incelemek ve denetlemek,
  • Anayasanın 152. maddesine göre mahkemelerce itiraz yoluyla kendisine intikal ettirilen işleri karara bağlamak,
  • Anayasanın 148. maddesi uyarınca yapılan bireysel başvuruları karara bağlamak,
  • Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları, AYM, Yargıtay, Danıştay Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, HSK ve Sayıştay Başkan ve üyelerini, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlarını görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılamak,
  • Siyasi partilerin kapatılmasına ve devlet yardımından yoksun bırakılmasına ilişkin davalar ile ihtar başvuruları ve dağılma durumunun tespiti taleplerini karara bağlamak,
  • Siyasi partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin kanuna uygunluğunun denetimini yapmak ve yaptırmak,
  • Milletvekillerinin yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına veya milletvekilliklerinin düşmesine TBMM tarafından karar verilmesi halinde ilgili milletvekili veya başka bir milletvekilinin başvurusu üzerine aykırılık iddiasına dayanan iptal taleplerini karara bağlamak,
  • Mahkeme üyeleri arasından AYM başkanı ve başkanvekilleri ile Uyuşmazlık Mahkemesi başkanı ve başkanvekilini seçmek,
  • Anayasa’da kendisine verilen diğer görevleri yapmak.

Yazımızın esas konusunu teşkil eden bireysel başvurular Anayasa Mahkemesi bünyesinde kurulan komisyonlar tarafından incelenmektedir.

Bireysel Başvuru Sonucunda Verilen Kararların Uygulanması Sorunu

Bireysel başvuru, temel hak ve özgürlükleri kamu gücü tarafından ihlal edilen bireylerin açabilecekleri bir dava türü, ancak ikincil ve yardımcı nitelikteki olağanüstü bir hukukî çaredir (KAHRAMAN). Anayasanın 148. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceği düzenlenmiştir (KAHRAMAN). Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular hakkındaki incelemesi, Anayasada öngörülen temel hak ve özgürlüklere ilişkin güvencelere göre yapılmaktadır (KAHRAMAN & ŞAHİN).

2010 yılı Anayasa değişikliğine kadar AYM’nin hukuk ve siyaset bilimi literatüründe – özellikle 1982 Anayasası döneminde – daha çok siyasi parti kapatma davaları, soyut norm denetimi üzerinden parlamento içi muhalefetin tarafı haline getirilmesi ya da yargısal aktivizm yoluyla siyasete müdahalesi başlıkları altında ele alındığı görülmektedir (GÖZTEPE ÇELEBİ).

23 Eylül 2012 tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesine verilen bireysel başvuruları inceleme yetkisiyle birlikte Anaysa Mahkemesi yeni bir döneme girmiştir. Bu yeni yetkiyle birlikte Mahkeme’nin bireysel başvuru kararlarının icrası sorununa paralel olarak, bu kararların muhataplarının çeşitliliği, AYM’nin şimdiye kadarki kalıplar çerçevesinde ele alınamayacağını ortaya koymuştur (GÖZTEPE ÇELEBİ).

Öncelikle derece mahkemelerinin bu kararların sonucunu ve özünü kendi kararlarına aktarma konusunda gösterebilecekleri açık ya da örtülü direnç, sistem içi sorunların en önemlilerinden birisidir. Bu direnç, AYM’nin içtihatlarına karşı açık bir savaş biçiminde gösterilebileceği gibi, zamana yayarak kararı etkisizleştirme ya da kısmi icra biçiminde de olabilir. Buna bir de bireysel başvuru kararlarının diğer muhatapları eklendiğinde, sorunun karmaşıklığı daha da iyi anlaşılmaktadır (GÖZTEPE ÇELEBİ).

2010 yılında 5982 sayılı kanunla Anayasanın 148. maddesinde genel esasları düzenlenen Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuru yolu, her ne kadar daha sonra 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü ile somutlaştırılmış olsa da, bireysel başvuruya ilişkin kararların bağlayıcılığı ve etkisi/icrası konusunda Anayasanın 153. maddesinde özel bir ek düzenleme yapılmamıştır (GÖZTEPE ÇELEBİ).

Bu durum da birçok sorun ve soruyu beraberinde getirmektedir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucunda verdiği kararların bağlayıcılığı nedir? Olağan kanun yollarında olduğu gibi ilk derece mahkemeleri bu yolda da direnme kararı verebilir mi gibi birçok soru aklımızı kurcalamaya başlamıştır. Bu konuda Anayasanın 153. maddesi genel bir ilke öngörmüştür. Söz konusu maddeye göre, Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Ayrıca Anayasanın 138. maddesinin son fıkrası da yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez denilerek akla gelen bu soruların aslında ne kadar gereksiz olduğunu bize göstermektedir.

Burada yukarıda sorduğumuz sorulardan ziyade öncelikle sorulması gereken soru, Anayasanın 153. maddesinin bireysel başvuruyu da kapsayacak biçimde değiştirilmemiş olmasının, AYM’nin bireysel başvuru kararlarının bağlayıcılığı ve kesinliği konusunda farklı bir yorumu zorunlu kılıp kılmadığıdır. Bu soruya olumsuz bir cevap verilmesi gerekmektedir çünkü bilindiği üzere Anayasamızda özel hükümlerden ziyade her durumu ve olasılığı kapsayan çerçeve hükümler koyma yoluna gidilmiştir. Dolayısıyla sonradan yapılan değişikliklerin önceki ilkelerin çerçevesi dışında tutmak Anayasanın uygulanması açısından çok ciddi sorunları da beraberinde getirevektir. Zira 5982 sayılı kanunla Anayasayı değiştiren anayasa koyucu, bireysel başvuruyla ilgili esas ve usule ilişkin düzenleme yetkisini yasa koyucuya bırakmış, ama genel ilkelerde bir değişiklik yapıldığına dair aksi yönde bir irade belirtmemiştir (GÖZTEPE ÇELEBİ).

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular konusunda verdiği hak ihlali kararları, yargıya duyulan güvenin artmasını sağlamaktadır. Ancak bazı ilk derece yargı mercilerinin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarına uymadığı, karar gereklerini yerine getirmemekte direndiği, bu kararları sorguladığı görülmüştür (KAHRAMAN & ŞAHİN). Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine ve dolayısıyla yargıya duyulan güvenin tam anlamıyla devam edebilmesi için bireysel başvuru sonucunda verilen kararların dünyamızda kendilerine yer bularak uygulanması ciddi bir gerekliliktir.

Derece mahkemeleri; gerekçeli ihlal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanmadığı veya kendilerine tebliğ edilmediğinden, AYM’nin yetkisini aştığından, kendilerinin yerine geçerek yargılamanın esası ile ilgili karar verdiğinden, yerindelik denetimi yaptığından, delillerle ilgili takdir ve değerlendirmede bulunduğundan, bir anlamda beraat kararı anlamını taşıyabilecek karar verdiğinden bahisle başvurucunun tutukluluk hâline ilişkin herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir (KAHRAMAN & ŞAHİN).

Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.

Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.

İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.

İptal kararları geriye yürümez.

Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası – 153. madde

Bireysel başvurular sonucunda verilen kararların Anayasanın 153. maddesinde sayılan Resmi Gazete’de yayımlanacak kararlar arasında olmaması tek başına bu kararların ilk derece mahkemeleri tarafından uygulanmaması için gerekçe kabul edilemez. Bilindiği üzere yine aynı maddede Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararların bağlayıcılığı üzerinde de ciddi bir şekilde durulmuştur. Bu nedenle sadece bireysel başvuru sonucunda verilen kararların Resmi Gazete’de yayımlanmamış olması bu kararlara uymanın zorunlu olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacaktır. Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı, kesin hüküm etkisinin doğal bir sonucu olarak kararın gereklerinin yerine getirilmesini ifade etmektedir (KAHRAMAN & ŞAHİN).

Yukarıda belirttiğimiz gerekçeler dolayısıyla Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlara ilk derece mahkemeleri tarafından uyulmaması hukuk devletinin tabutuna çakılan birer çivi olmaktan başka bir şey değildir.

Bu yazılarımız da ilginizi çekebilir:

Bu makaleye şu şekilde atıf yapılması önerilir: Ertuğrul Kahraman (2020). AYM Bireysel Başvuru Kararlarının Bağlayıcılığı, hukukcukafasi.com/aym-bireysel-basvuru-kararlarinin-baglayiciligi, (Erişim Tarihi: … ).


GÖZTEPE ÇELEBİ, E. (2016). Bireysel Başvuru Kararlarının Bağlayıcılığı ve İcrası Sorunu ile Kurumsallaşma İhtiyacı. Anayasa Yargısı, 93-118.

GÜRSELER, İ. G. (2016). Bireysel Başvuru Kararlarının İcrasına İlişkin Düzenlemeler ve Kurumsal Yapılanma İhtiyacı. Anayasa Yargısı, 119-125.

KAHRAMAN, E. (2020). Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru. hukukcukafasi.com: https://www.hukukcukafasi.com/anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru/ adresinden alınmıştır

KAHRAMAN, M., & ŞAHİN, M. (2019). Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararlarının Yerine Getirilmesi. Anayasa Yargısı, 37-61.

Anayasa Mahkemesi (2018). Anayasa Mahkemesi 2018 Yılı Yıllık Raporu. Ankara: Anayasa Mahkemesi.

The following two tabs change content below.

Ertuğrul Kahraman

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi.

Benzer yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir