Ceza Yargılamasına Hakim İlkeler Işığında SEGBİS

segbis ve ceza yargılamasındaki temel ilkeler

Teknolojinin gelişmesi ve herkes tarafından kullanılabilir hale gelmesi ile birlikte maddi ve manevi kayıpların önlenmesi adına yargıda birçok teknolojik imkandan yararlanılmaktadır. Günümüz Türk Hukukunda; Ceza Muhakemesi Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre, yargılamaya dair işlemlerde hazır bulunamayan ilgili kişilerin uzaktan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile dinlenmesi mümkündür. Ancak bu durum, gerek Anayasa’da gerek Ceza Muhakemeleri Kanununda belirtilen ceza yargılamasının temel ilkelerinden adil yargılama, vasıtasızlık ve kesintisizlik ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.

Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) Nedir?

SEGBİS uygulaması ülkemizde 20 Eylül 2011’de Resmi Gazetede yayınlanmış olan yönetmelikle kullanılmaya başlanmıştır. Adalet Bakanlığı’nın 14/12/2011 tarihli, 150 No’lu Genelgesi ile, SEGBİS’e ilişkin tanımlamalara ve uygulanmasına ilişkin dikkate alınması gereken hususlara değinilmiştir.

SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) sayesinde ifade alma ve sorgu işlemleri ile duruşmaların video kaydına alınması; Cumhuriyet Başsavcılığı veya mahkemenin yargı çevresi dışında bulunan veya mahkemede hazır bulunamayan kişilerin (şüpheli, sanık, tanık, şikayetçi, katılan vs.) video konferans yoluyla dinlenilmesi ve ifadelerinin kayda alınması imkanı sağlanmıştır.

SEGBİS sayesinde alınacak ifadelerde ve sorgu işlemlerinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 52, 58, 94, 147/1-h, 180, 196 ve 219 uncu maddelerinde öngörülen hususlar dikkate alınacaktır.

Ceza Yargılamasına Hakim İlkeler Işığında SEGBİS’in Değerlendirilmesi

Delillerin Doğrudan Doğruyalığı/Vasıtasızlık İlkesi

Duruşmanın doğrudan doğruyalığı, hakimin, sanık, tanık ve olayın diğer tüm delilleriyle birebir karşı karşıya gelmelerini, onlarla doğrudan temas etmelerini ve delil ikamesinin başka hakime bırakılmamasını ifade eder. Araya bir vasıta girdiği takdirde hakimin elde ettiği delil doğrudan doğruya değil, dolaylı olacaktır.

SEGBİS sistemi ise hakim ile dinlenilecek şahıs arasına fiziksel olarak bir vasıta olarak girmektedir. Ancak hukuken, SEGBİS ile alınan beyanların dolaylı mı yoksa dolaysız mı olduğu tartışmaya açıktır. Centel/Zafer’e göre; hakimin tanık konuşurken onu görmesi, jest ve mimiklerini izlemesi, delilin değerlendirilmesinde önemli rol oynayacaktır. Burada dikkat çekilen nokta, huzurda beyanı alınacak şahsın, karar verecek mercii tarafından fiziksel anlamda tam olarak algılanıp incelenebilmesidir. Dolayısıyla bir beyanın huzurda alınması ile SEGBİS vasıtasıyla alınması arasında fark oluşacaktır. Niteliği itibari ile SEGBİS bir görüntülü-sesli iletişim vasıtasıdır ve bir obje veya süjenin, videodan izlenip incelenerek kafada oluşturacağı algı ile fiziksel anlamda aynı mekanda bulunarak gözlemlemek suretiyle oluşturacağı algı elbette ki farklı olacaktır.

Bu sebepledir ki ceza yargılamasında, bu yargılamaların yüz yüze yapılması verilecek kararın hakkaniyeti bakımından önemli bir husus teşkil eder. Dolayısıyla SEGBİS sistemi vasıtasıyla alınan beyanların bu ilke ile yukarıda bahsi geçen gerekçelerle çeliştiğini söylemek mümkündür.

Adil Yargılanma İlkesi

Türkiye’nin de taraf olduğu AİHS’nin 6. Maddesinde adil yargılanma hakkı düzenlenmiştir. Buna göre herkes makul sürede yargılanma hakkına sahiptir (AİHS m.6, CMK m.141/1-d). Çabukluk ve hızlılık ilkesi olarak adlandırılan bu ilke, ceza yargılamasının sağlığı, sanık haklarının korunması ve mağdur ve zarar görenin beklentilerinin karşılanması için de, özenli ve fakat hızlı bir yargılama yapılmasını, gereksiz yere davanın uzatılmamasını gerektirmektedir. Bu ilkenin medeni hukuka yansımış hali usul ekonomisi ilkesidir.

SEGBİS’in uygulamada bu ilkeye doğrudan hizmet ettiğini söylemek mümkündür. Nitekim Türkiye’de mahkemelerin iş yükü gözetildiğinde büyük bir yoğunluk olduğu dolayısıyla yargılamalara ayrılan zaman ve giderin arttığı görülmektedir. Örneğin; duruşmanın yoğunluğu ilkesi gereğince, oturumlar arası zorunluluk olmadıkça sekiz günden fazla ara verilmeyeceği kabul edilmiştir. Ancak uygulamada, tanıkların, beyanların ve diğer delillerin getirilmesi gibi sebeplerle duruşma evresine ayrılan sürenin arttığı dolayısıyla oturumların arasının çok uzadığı görülmüştür. Sekiz gün olması gereken ara, iki-üç ay gibi sürelere uzamıştır. Duruşmanın böyle kesintiler halinde yapılması da delillerin değerlendirilmesini ve vicdani kanaatin oluşmasını olumsuz etkiler.

SEGBİS vasıtası ile huzura getirilmesi gereken şahsı fiziksel anlamda beklemeye gerek kalmamıştır. Ayrıca istinabe yoluyla alınacak beyanlarda, aradaki usul işlemleri gereğinden fazla uzayabileceğinden esasın usule feda edilmesinin de SEGBİS ile önüne geçilecektir. Ancak bütün bunlar yapılırken, yargılamanın gerçek amacı gözardı edilmemeli, etkin soruşturma ve gereklerinden de vazgeçilmemelidir. Yani somut olayın mahiyetine göre, şahsın mahkeme huzurunda bizzat dinlenilmesi yargılamanın sağlıklı ilerleyişi açısından önem arz ediyorsa ona göre hareket edilmelidir. Burada hakimin kanaati önemlidir. Bütün bunlar yapılırken ölçülülük ilkesi baz alınmalıdır ve buna göre hareket edilmelidir.

Kesintisizlik İlkesi

CMK m.190/1 hükmüne göre duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir. Adil yargılanma ilkesi ve duruşmanın doğrudan doğruyalığı ilkesi ile bağlantılı olan bu ilkeye göre hakim kararını duruşmadan elde edeceği kanaate göre verecektir. Bu ilke ile amaçlanan esas konu; duruşmanın birçok oturumda yapılması durumunda, aradan geçen zaman sebebiyle hakim olayı unutacak, hatırlamak için dosyadan okumak durumunda kalacak ve akabinde ortaya konulan karar, ikinci elden verilmiş bir hüküm niteliği taşıyacaktır. Bu da hem sözlülük ilkesine ters düşmekte hem de adil bir yargılama yapılıp yapılmadığı konusunda şüphe oluşmasına yol açmaktadır. 

Aslında bu ilke ile engellenmek istenen olgu, Türkiye’de çoklu oturumlar halinde süren ve uzun zaman alan davaların önüne geçmektir. Bu ilke SEGBİS kullanımı ile ilişkilendirilecek olursa; SEGBİS niteliği itibari ile beşeri, teknik bir sistemdir. Dolayısıyla her zaman teknik aksaklıklar çıkma ihtimali mevcuttur. Altyapısı gelişmiş olmayan yerlerde SEGBİS vasıtasıyla yürütülen duruşmalarda çıkacak olası aksaklıklar sebebiyle, duruşmanın kesintisizliğine zeval gelecek, duruşma planı aksayacaktır. Lakin gelişen altyapı sistemleri göz önüne alındığında, bu tarz olası problemlerin ortaya çıkma olasılığının düştüğünü söylemek mümkündür. Yani SEGBİS, günden güne kesintisizlik ilkesine daha paralel bir vasıta olmaktadır.

Sonuç Olarak;

Yukarıda ceza yargılamasına hakim temel ilkelerden üç tanesi bakımından, duruşmalarda 2011’den beri uygulanan SEBGBİS’in değerlendirmesi yapılmıştır. Hakkaniyetli bir hüküm kurulması bakımından hakimin, sanık, tanık ve olayın diğer tüm delilleriyle birebir karşı karşıya gelmelerini, onlarla doğrudan temas etmelerini gerekli kılan doğrudan doğruyalık ilkesince araya herhangi bir vasıta girmeden davanın objeleri ve süjeleri ile bir araya gelinmelidir. Şahıslar açısından jestler, mimikler ve o anki fiziksel durumun tahlili iyi yapılmalıdır. Nitekim SEGBİS aracı bir vasıtadır ve bahsi geçen tahlillerin yapılmasını zorlaştırmaktadır. Bu sebeple SEGBİS, doğrudan doğruyalık ilkesi ile uyuşmamaktadır.

Yoğun bir yargı yüküne sahip Türk Mahkemelerinin, makul sürede yargılama yapabilmesi uygulamada pek mümkün olmamaktadır. Bu da adil yargılanma ilkesi bakımından negatif etki doğuran bir olgu teşkil etmektedir. Lakin SEGBİS sistemi ile yargılamanın bazı aşamaları daha hızlı hale getirilmiş böylece yargılamaya ayrılan süre ve giderde düşüşe imkan sağlamıştır. Dolayısıyla, SEGBİS uygulamasının, adil yargılanma hakkına büyük ölçüde hizmet ettiğini söylemek gerekir.  Kesintisizlik ilkesi bakımından da, olası altyapı sorunları giderildiği taktirde, SEGBİS’in bu ilkeye gün geçtikçe daha uygun geldiğini rahatlıkla ifade edebiliriz.

Bu yazılarımız da ilginizi çekebilir:

Bu makaleye şu şekilde atıf yapılması önerilir: Çağrı Kavgacı (2020). Ceza Yargılamasına Hakim İlkeler Işığında SEGBİS, hukukcukafasi.com/ceza-yargilamasina-hakim-ilkeler-isiginda-segbis, (Erişim Tarihi: … ).


Centel, Nur & Zafer, Hamide (2016) Ceza Muhakemesi Hukuku, 13. Baskı, İstanbul, Beta, s.693.

Ünver, Yener & Hakeri, Hakan (2016) Ceza Muhakemesi Hukuku, 12. Baskı, Ankara, Adalet Yayınevi, s.26 ve 558

Yenidünya; Caner & İçer; Zafer (2016) Ceza Muhakemesi Hukuku 1. Baskı, Ankara, Adalet Yayınevi, s.544.

The following two tabs change content below.

M. Çağrı Kavgacı

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi. Hukuk, tarihi politika ve uluslararası ilişkilere ilgili bir Karadenizli.

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. 15 Ekim 2020

    […] Ceza Yargılamasına Hakim İlkeler Işığında SEGBİS […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir