Anonim Şirket Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması

anonim şirketlerde ortakların borçlardan sorumluluğu

Türk hukuk düzeninde kişiler organik ve fiziksel niteliğe sahip gerçek kişiler ve gerçek kişilerin veya mal topluluklarının bir araya gelerek oluşturduğu tüzel kişiler olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüzel kişiliği oluşturan kişi veya mal topluluklarının yegâne amacı topluluğun özgülendiği ortak gayenin sürekli olarak gerçekleşmesini sağlamaktır (ÇAĞLAYAN, 2016)

Anonim Şirket, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 124. maddesinin 1.fıkrası uyarınca ticaret şirketi olarak kabul edilmiştir. TTK’nin 125. maddesinde de ilgili maddede sayılan şirketlerin tüzel kişiliğe sahip olduğu belirtilmiş ve bu şirketlerin TMK’nin 48.maddesinde yer alan bütün haklardan yararlanabileceği açıkça hüküm altına alınmıştır.

Anonim Şirket Ortaklarının Sorumluluğu

Anonim Şirketleri düzenleyen TTK’nin 329 maddesinin ilk fıkrası uyarınca anonim şirket sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirket olarak tanımlanmaktadır.  Kanun koyucu getirmiş olduğu bu hükümle şirket borçlarından doğan alacaklar için yalnızca şirketin sorumlu tutulacağını belirtmiş, buna bağlı olarak ortakların şahsi malvarlığına yönelik herhangi bir takibin yürütülemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Burada şahsi malvarlığı meselesinin daha iyi anlaşılması açısından örnekleme yapmak daha etkili olacaktır. Zira TTK’nin 124. maddesinde bir başka ticaret şirketi olarak anılan komandit şirketlerde komandit ortakların şahsi malvarlığıyla sorumlu tutulmasının önünde kanunen engel bulunmamaktadır. TTK’nin 325. maddesinde şirket alacaklılarının, alacaklarını şirket malvarlığından tahsil edememesi halinde komandite ortakların kişisel mallarına başvurabileceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Kanun koyucu yapmış olduğu bu ayrım ile ortakların sınırlı ve sınırsız sorumluluğunu düzenlemiştir. Bu ayrım yapılırken kanun koyucu şirket ortağının sorumluluğunu, şirket yönetimindeki ve şirketin malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisine göre belirlemiştir (YAVUZ,2019). Bu sebeple komandit şirketlerde komandite ortak 2.dereceden sınırsız sorumlu iken anonim şirket ortakları sınırlı sorumludur.

Kanun koyucu her ne kadar 329.maddede anonim şirket ortaklarının sınırlı sorumluluğunu hüküm altına almış olsa da gerek doktrinde gerek Yargıtay uygulamalarında farklı bir yola başvurulduğu görülmektedir. İşbu yazıda kanunen açıkça  hüküm altına alınmamış ve fakat içtihat ve doktrinsel görüşlerle Türk hukukuna giren Anonim Şirketlerde Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması kurumunu açıklamaya çalışacağız.

Anonim Şirketlerde Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması

Tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramı esas olarak TTK’de kanuni düzenleme olarak yer almamakla birlikte doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu teori uyarınca tüzel kişi ile tüzel kişiliği oluşturan gerçek kişi(ler) arasındaki ayrılık ilkesi uygulanmaz ve tüzel kişiden alacaklı olan diğer 3.kişilerin gerçek kişilere başvurma imkânı ortaya çıkar (KAŞAK, 2020).

Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde anonim şirket ortaklarının sınırlı sorumluluğunun bulunduğunu yukarıdaki açıklamalarımızda belirtmiştik. Buna bağlı olarak anonim şirket ortakları sorumluluktan kurtulmak için tüzel kişiliğin arkasına sığınması uygulamada oldukça sık rastlanan bir durum olarak karşımıza çıkar (AKINCI,2019). Bu durumda alacaklının kanunen başvuracağı bir yolun bulunmaması hak ihlallerine sebebiyet vermekte ve kişilerin mağduriyetinin doğmasını sağlamaktadır. Her ne kadar TTK’de bu durum düzenlenmese de TMK’nin 2.maddesi uyarınca dürüstlük kuralının ihlal edildiği açık olup, bu sebeple şirket tüzel kişiliğinin arkasına saklanan kişi hakkın kötüye kullanılmasından ötürü hukuk düzenince korunmayacaktır (KAPLAN,2009). Böylece tüzel kişilik perdesinin aralanması veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması vasıtasıyla gerçek borçluların sorumluluğu yoluna gidilebilecektir. Bu yazıda da bazı yerlerde perdenin kaldırılması bazı yerlerde de perdenin aralanması olarak kullanılacaktır.

Her ne kadar uygulamada tüzel kişiliğin arkasına saklanmak yaygın görünse de tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi her somut olay bağlamında söz konusu olamayacaktır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması kurumu istisnai olarak uygulanmaktadır ve istisnalara kural olarak dar yorumlanmaktadır (KAŞAK,2020). Hâkim bunun için önüne gelen olay hakkında şartların oluşup oluşmadığına dikkat edecek, buna bağlı olarak bu şartların somut olayda nasıl bir uygulama alanı bulacağını tayin edecektir (KAŞAK, 2020). Yargıtay da vermiş olduğu bir kararında bu hususa dikkat çekmiş, ilgili kararda Yargıtay …tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı… diyerek (Yargıtay 11. HD. 2020/2970 E., 2021/1603) tüzel kişilik perdesinin istisnai durumlarda aralanabileceğini belirtmiştir. Aynı kararın devamında Yargıtay tüzel kişilik perdesinin aralanması şartlarını da belirtmiştir. Buna göre …tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluna başvurulmalıdır. Yargıtay her ne kadar kendi içtihatları çerçevesinde tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektiren şartları belirtmişse de doktrinde yaygın olan görüş uyarınca üç şartın bir arada olması gerekmektedir. Bu şartlar şu şekilde karşımıza çıkmaktadır (AKINCI, 2019):

  1. Şirket malvarlığı ile şirket ortaklarının malvarlığı birbirine karışmalıdır.
  2. Şirket, kendisine yabancı olacak çıkarları hedef almalıdır.
  3. Özkaynak yetersizliğinin diğer 3.kişilerden saklanmış olması gerekmektedir.

Hakim somut olay bağlamında karar verirken Yargıtay ve doktrin görüşlerini bir arada değerlendirmeli ve kararını buna bağlı olarak vermelidir.

Tüzel kişilik perdesinin aralanması her ne kadar tek ortaklı şirket için veya hakim şirketin bulunduğu şirketler için ortaya çıkmış olsa da giderek genişleyen bu kavram sonucu birden çok türü ortaya çıkmıştı (AKINCI,2019). Öğretide ve Yargıtay uygulamalarında da bu türler

  1. Perdenin Düz Kaldırılması
  2. Perdenin Ters Kaldırılması
  3. Perdenin Çapraz Kaldırılması şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Perdenin Düz Kaldırılması

Tüzel kişilik perdesinin düz kaldırılması halinde tüzel kişinin alacaklıları, tüzel kişiliğin arkasına sığınan hâkim veya tek ortağa başvurur ve alacaklarının tahsilini talep eder (KAŞAK,2020). Böylece borçlu şirketle birlikte alacaklılar da sorumlu tutulmaktadır.  Yargıtay bir kararında da perdenin düz kaldırılmasından perdeyi aralamak teorisiyle tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanıldığı durumlarda farklı tüzel kişilik savunması kabul edilmeyerek perdenin arkasındaki kişi sorumlu tutulabilmektedir denilmek suretiyle bahsedilmektedir (Yargıtay 23.HD E. 2012/4160, K. 2012/5938). Yargıtay’ın vermiş olduğu bir başka kararında da tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlıkların birbirine karışması, yetersiz sermaye ve özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli olarak üçüncü kişileri zarara uğratılması tüzel kişilik perdesinin ortadan kaldırılması nedenlerindendir ifadeleri ile perdenin düz kaldırılması ve şartları belirtilmiştir (Yargıtay 9. HD, E. 2008/12981, K. 2008/18875).

Perdenin Ters Kaldırılması

Tüzel kişilik perdesinin ters kaldırılması ise perdenin düz kaldırılmasının aksi niteliğindedir. Buna göre anonim şirket ortağının alacaklıları, ortağın ilişkisinin bulunduğu şirkete başvurarak ortak ve bağlı olduğu şirketi birlikte sorumlu tutabilmektedir. Burada teorik olarak tüzel kişilik perdesinin aralanması söz konusu olmamaktadır. Zira yukarıda da bahsedilen perdenin düz kaldırılması halinde ortak sorumluluğunun sınırlılığı göz ardı edilerek ortağa başvurulmak söz konusu iken perdenin ters kaldırılması halinde ortağın borcundan ötürü şirketin malvarlığına başvurulmaktadır. Bu sebeple perdenin ters kaldırılması doktrin tarafından tüzel kişilik perdesinin kaldırılması sayılmamaktadır. Her ne kadar doktrin tarafından tüzel kişilik perdesinin kaldırılması sayılmasa da Yargıtay’ın perdenin ters kaldırılmasına ilişkin verdiği kararları bulunmaktadır (Yargıtay 22. HD E. 2017/18188, K. 2018/26470 ve Yargıtay 23. HD. E. 2012/4160, K. 2012/5938). Bir kararında Yargıtay …perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan tüzel kişinin özdeş kılınarak sorumlu tutulması mümkün olabilecektir’ demek suretiyle perdenin ters kaldırılmasının uygulama tarafında kabul görmesini sağlamıştır (Yargıtay 11.HD, E.2016/5148, K. 2017/7084).

Perdenin Çapraz Kaldırılması

Perdenin çapraz kaldırılması ise şirket ortaklarından ziyade hakim ortağa bağlı olan yavru şirketler açısından söz konusu olmaktadır. Perdenin bu tarz kaldırılması halinde yavru şirketlerden birinin bağlı olduğu hakim şirket ile arasındaki perde kaldırılarak hakim şirkete ulaşılmakta, ardından hakim şirket ile hakim şirkete bağlı diğer yavru şirket arasındaki perde kaldırılarak aynı şirkete bağlı iki yavru şirketin sorumluluğu yoluna gidilmektedir. Birçok kararında perdenin çapraz kaldırılmasına ilişkin olarak tespitte bulunan Yargıtay’ın en göze çarpan kararlarından birisi 15.11.2016 tarihli 2016/29064 E., 2016/20166 K. numaralı kararıdır. Yargıtay ilgili kararın sonuç kısmında … tüzel kişilik hakkının kötüye kullanılması, kanuna karşı hile, işçiye zarar verme (haklarının alınmasını engelleme-iş güvencesi hükümlerinden yararlandırmama), tarafta muvazaa (hizmeti kendisine verdiği halde başka bir kişiyi kayıtta işveren olarak gösterme) ve namı müstear yaklaşımı nedeni ile dolaylı temsil söz konusudur. Bu durumların söz konusu olduğu halde tüzel kişilik perdesinin aralanması sureti ile gerçek işveren veya organik bağ içinde olan tüm işverenler sorumlu tutulmaktadır. Organik bağ ise şirketlerin adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin aynı olmasından, aralarındaki hukuki ilişkilerin tespitinden anlaşılır demek suretiyle tüzel kişilik perdesi aralanarak gerçek işverenin veya gerçek işverene bağlı olan diğer işverenlerin sorumluluğu cihetine gidilmektedir (Yargıtay 9.HD, 2016/29064 E., 2016/20166).

Sonuç Olarak;

Kanuni olarak yalnızca TMK’nin 2.maddesine dayanan bu uygulama ile mağduriyetler giderilmekte, dürüstlük kuralına aykırı davranarak şirket tüzel kişiliğinin ardına sığınan ve hukuka aykırı eylemlerde bulunan şirket ortaklarının alacaklılarına karşı sorumluluğu söz konusu olmaktadır. Her ne kadar kanuni uygulamanın dışına çıkılıyor olsa da hakkın kötüye kullanımı engellenerek hukuki güvenlik sağlanmaya çalışılmaktadır.

Konuya ilişkin bilgimin olmasını sağlayan arkadaşlarım Ayşe Ayça Şaşmaz, Ayşe Ece Çetin, Ece Şen ve Yusuf Kaya’ya teşekkürlerimle…

Bu makaleye şu şekilde atıf yapılması önerilir:

Mehmet Cem Selimoğlu (2021) Anonim Şirket Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması, hukukcukafasi.com/anonim-sirket-tuzel-kisilik-perdesinin-aralanmasi, (Erişim Tarihi: …)

Bu yazılarımız da ilginizi çekebilir:


Ramazan Çağlayan, Hukukumuzda Kamu Tüzel Kişiliği Kavramı ve Kıstasları, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 2016, s. 373

Mustafa Yavuz, Türk Hukukunda Anonim Şirketlere Hâkim Olan Temel İlkeler, Gümrük ve Ticaret Dergisi, 2019, 12-27

Fahri Erdem Kaşak, Tüzel Kişilik Kavramı ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt 26, Sayı 2, Aralık 2020, s. 1242-1263

Şahin Akıncı, Alacaklılardan Mal Kaçırmak İçin Kurulan Yeni Şirkete Müracaat İmkânı Bakımından; Muvazaa, Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ile Organik Bağ Kavramlarının Elverişliliği ve Yargıtay Uygulamaları, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2019, Cilt 27, Sayı 3, Sayfalar 651- 678

İbrahim Kaplan, Tüzel Kişiliğe Sahip Ticaret Ortaklıklarında Perdenin Kaldırılması Talepli Hukukî Sorumluluk Davaları, BATİDER, C.XXV, S. 4., s. 41; Çamoğlu, s. 15; Uyar, s. 376; Yıldırım, s. 184; Yılmaz, s. 253.

The following two tabs change content below.

Mehmet Cem Selimoğlu

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4.sınıf öğrencisi. Akhisarlı ve Akhisarsporlu.

Benzer yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir