Hukuk Mahkemelerinde Görev ve Yetki

mahkemelerde görev ve yetki
mahkemelerde görev ve yetki

Hukuk Mahkemelerinde Görevli Mahkeme

Medeni usul hukukunda görev, medeni yargı koluna giren bir davanın, uyuşmazlığın konusu ve taraflarına göre bu yargı kolunda kurulmuş bulunan ilk derece mahkemelerinden hangisi tarafından görüleceğini ifade eder. Belirli bir davada görevli mahkeme tespit edilirken ilk önce o davanın genel mahkemelerin mi yoksa özel mahkemelerin mi görevine girdiği araştırılır. Özel görevli mahkemelerin görevi genel mahkemelerin görevinden önce gelir.

Özel hukuktaki bir davanın belli bir yerdeki genel veya özel mahkemelerden hangisi tarafından görüleceği konusu görev terimiyle karşılanır. Bir davada hangi mahkemenin görevli olduğu belirlenirken öncelikle göreve ilişkin özel bir düzenlemenin olup olmadığına ve bir özel mahkemenin görevli olup olmadığına bakılır. Uyuşmazlık özel bir mahkemenin görev alanına girmiyorsa bu defa sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girip girmediği incelenmelidir. Çünkü sulh hukuk mahkemelerinin bakacakları işler ayrıca düzenlenmiştir. Açık kanun hükmü ile özel mahkemelerde görüleceği belirtilmemiş olan tüm davalar genel mahkemenin görev alanına girer. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2’nci maddesinde, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu açıkça belirtilmiştir.

Görev Kurallarının Hukuki Niteliği

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1’nci maddesine göre görev kanunla düzenlenir. Yani görev kuralları kamu düzenindendir. Bu sebeple mahkemelerin görevli olması dava şartıdır. Mahkeme yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadığını resen inceleyebilir. İdari birtakım işlemlerle bazı işlerin mahkemelerin görev alanına sokulması veya kanunen mahkemelerin görev alanına giren bir hususun idari makamlara bırakılması mümkün değildir.

Bununla ilgili olarak tarafla da yargılamanın her aşamasında mahkemeye görevsiz olduğunu hatırlatabilir. İstinaf ve temyiz aşamalarında ilk derece mahkemesinin görevli olup olmadığı kendiliğinden incelenir. Görev kurallarına aykırılık mutlak bir istinaf ve temyiz sebebidir. Görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olmasının bir sonucu da, görev konusunda tarafların sözleşme –görev sözleşmesi– yapamamalarıdır. Dava şartlarının yargılama esnasından ileri sürülmesine ve incelenmesine ilişkin genel düzenleme görev bakımından da uygulanmaktadır. Buna göre görevsiz olduğunu resen veya taraflardan birinin buna ilişkin itirazı üzerine tespit eden mahkeme davayı usule ilişkin nihai karar ola görevsizlik kararı ile reddeder. Görevsiz olduğunu tespit eden mahkeme görevsizlik kararını dosya üzerinden de verebilir. Mahkeme görev itirazını reddederse davanın esası dair incelemeye başlar. Görev itirazının reddine karşı tek başına istinaf yoluna başvurulamaz. Görevsizlik itirazının reddine karşı esas hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir.

Görevsizlik Kararı

Mahkeme yaptığı inceleme sonunda görevsizlik kararına varırsa, gerek dosya üzerinden gerek tarafları ön inceleme duruşmasına davet ederek görevsizlik kararı verir. Mahkeme görevsizlik kararında görevli mahkemeyi bildirmeli ve dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermelidir. Ancak dava dosyasını kendiliğinden görevli mahkemeye göndermez, dosyadan el çeker. Davanın görevli mahkemeye gönderilebilmesi için taraflardan birisinin talebi gereklidir. Görevsizlik kararında görevli mahkemenin bildirilmemiş olması verilen kararın kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle görevsizlik kararının sonuç doğurmasına engel değildir. Kendiliğinden veya tarafların itirazı üzerine görevsiz olduğu kanısına varan mahkeme görevsizlik kararı vermekle yetinir. Hem görevsizlik kararı hem de esasa ilişkin karar veremez. Mahkeme görevsizlik kararı ile davadan elini çeker yani görevsizlik kararı usule ilişkin nihai bir karardır. Görevsizlik kararı veren mahkeme kural olarak yargılama giderlerine hükmedemez. Görevsizlik kararından sonra davaya görevli mahkemede devam edilirse yargılama giderlerine görevli mahkeme karar verir. Görevli mahkemede davaya devam edilmezse üzerine görevsizlik kararı veren mahkeme dosya üzerinden durum tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemesine karar verir. Görevsizlik kararı usule ilişkin nihai bir karar olması sebebiyle tek başına istinaf veya temyiz kanun yolunun konusunu oluşturabilir.

Görevsizlik Kararı Üzerine Yapılacak İşlemler

Esasa ilişkin verilen nihai kararlar bakımından istinaf yolunun açık olduğu davalarda verilen görevsizlik kararlarına karşı istinaf yolu açıktır. Görevsizlik kararının istinaf incelemesi sonucunda doğru bulunması durumunda bu karar kesinleşir. Yanlış olması durumunda ise davaya görevsizlik kararı veren mahkemece devam edilebilmesi mümkündür. Görevsizlik kararı aynı zamanda süresi içinde istinaf yoluna müracaat edilmemesi veya kanun yolundan feragat edilmesi üzerine de kesinleşir. Görevsizlik kararı verilmesi durumunda taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurmaması ya da başvuramaması üzerine kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten eğer kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi tarihinden itibaren iki hafta içerisinde kararı veren mahkemeye başvuru yapılarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi gerekir. Aksi takdirde bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. İki haftalık başvuru süresi içinde görevsizlik kararını veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmek gerekli ve yeterlidir. Ancak aynı iki haftalık süre içinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmemiş olması davanın açılmamış sayılması için yeterli değildir. Eğer söz konusu iki hafta içerisinde kararı veren mahkemeye başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilirse davaya görevli mahkemede devam edilir. Başvuru yapılırsa görevsizlik kararı veren mahkeme dosyayı görevli mahkemeye gönderir. Görevsizlik kararı kesinleşmesinden iki hafta içinde yapılan bu talep yeni bir dava açmak anlamına gelmez. Bu talep görevsiz mahkemede açılmış bulunan davanın devamına yöneliktir. Dosya kendisine gönderilen mahkeme şayet görevsizlik kararı kanun yolu incelemesinden geçmişse bu kararlar bağlıdır. Kanun yolu incelemesinden geçmeden kesinleşmişse dosya kendisine gönderilen mahkeme bu kararla bağlı değildir. Dosya kendisine gönderilen mahkemede davaya devam edilmesi durumunda taraf usul işlemleri geçerlidir ve tekrar yapılması gerekmez. Ancak görevsiz mahkemede yapılmış olan mahkeme usul işlemleri kural olarak geçersizdir. Davaya bakmakta olan görevli mahkemenin bu işlemleri tekrarlaması gerekir. Bu işlemlere örnek olarak keşif, tanık dinlenmesi, bilirkişi raporunun değerlendirilmesi verilebilir.

Hukuk Mahkemlerinde Yetkili Mahkeme

Yetki bir dava ya da işte belirli bir devlet ülkesinde bulunan hangi yerdeki görevli ilk derece mahkemesi aracılığıyla bakılacağını belirleyen kurallara denir. Anayasa’nın 142. Maddesi uyarınca mahkemelerin yetkisinin de kanunla belirlenmesi gerekir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği hallerde taraflar yetki sözleşmesi yaparak uyuşmazlık bağlamında ilk derece mahkemelerinin yetkisine ilişkin belirlemede bulunabilirler.17 Yetki kavramı iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılır. Dış yetki yani milletlerarası yetki bir davaya hangi devletin bakacağı ile ilgilidir. İç yetkide ise bir davaya belirli bir devletin ülkesi içinde hangi yerdeki mahkemede bakılacağı belirlenir. Her mahkemenin yargı yetkisi belli bir coğrafi bölge ile sınırlandırılmıştır. Bu bölgelere o mahkemenin yargı çevresi adı verilir. Hukuk mahkemelerinin yargı çevresi bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara bağlı ilçelerin idari sınırlarıdır. Mahkemelerin yetkileri kanunla düzenlenir. Hiçbir kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir mahkeme önüne çıkarılamaz. Bu nedenle tüzük ve yönetmelik ile yetki hükmü konulamayacağı gibi davalı kıyas yolu ile başka bir mahkemenin önüne çıkarılamaz. Ve kendini savunmaya zorlanamaz.

Genel ve Özel Yetki Kuralları

Genel Yetki

Genel yetkili mahkeme aksine bir düzenleme olmadıkça bir kişi aleyhine açılacak bütün davaların görüleceği mahkeme olarak ifade edilir. Genel yetkili mahkemeyi düzenleyen hüküm olan HMK.m.6 uyuşmazlığın taraflarından davalıyı esas alır. Buna göre bir kimseye karşı açılacak bütün davalar kanunda aksini öngören kesin yetki kuralı bulunmadıkça davanın açıldığı tarihte davalının Türk Medeni Kanunu gereğince yerleşim yeri sayılan yer mahkemesinde görülür. Yerleşim yerinin belirlenmesinde medeni kanun gerçek ve tüzel kişiler bakımından farklı esaslar öngörmüştür. Gerçek kişiler bakımından sürekli kalmak niyetiyle oturdukları yer, tüzel kişiler için ise işlerinin yönetildiği yer onların yerleşim yeri sayılır. 21 Madde 6’daki genel yetki kural olarak bütün davalar içindir. Ancak kesin yetki halleri genel yetkiye istisnadır. Bir dava için kesin yetki kuralı varsa o dava genel yetkili mahkemede açılamaz. Ancak kesin yetkili mahkemede açılabilir. Kesin yetki halleri dışında özel yetki kuralı bulunsa bile davacının genel yetkili ile özel yetkili mahkeme arasında seçim hakkı vardır. Davacı isterse genel yetkili mahkemede isterse özel yetkili mahkemede dava açabilir.

Özel Yetki

Belirli hukuki ilişki tiplerinden kaynaklanan davaları ya da işleri konu alan yetki kurallarına özel yetki kuralları denir. Özel yetki kuralları ile ilgili temel düzenlemeler Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiştir. HMK’da özel yetki kurallarının bir kısmı kesin yetki kuralı, bir kısmı da kesin olmayan yetki kuralı olarak düzenlenmiştir.


i. Geçici Olarak Oturulan Yer Mahkemesi

HMK.m.8: ‘’ Memur, işçi, öğrenci, asker gibi, bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak alacak veya taşınır mal davaları için, orada bulunmaları uzunca bir süre devam edebilecekse, bulundukları yer mahkemesi de yetkilidir.’’
ii. Sözleşmenin İfa Olunacağı Yer Mahkemesi
HMK.m.10: ‘’ Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.’’ Para borçları, ödeme zamanında alacaklının yerleşim yerinde, parça borçları sözleşmenin kurulduğu sırada borcun konusunun bulunduğu yerde, diğer borçlar doğumu sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.
iii. Mirastan Doğan Davalarda Yetkili Mahkeme
HMK.m.11: ‘’ (1) Aşağıdaki davalarda, ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir: a) Terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar. b) Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar. (2) Terekede bulunan bir mal hakkında açılmak istenen istihkak davası, terekenin yazımı ve tespiti zamanında mal nerede bulunuyorsa, orada da açılabilir. (3) Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.’’
iv. Taşınmazın Aynından Doğan Davalarda Yetkili Mahkeme
HMK.m.12: ‘’(1) Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. (2) İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. (3) Bu davalar, birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri hakkında da açılabilir.’’
v. Karşı Davada Yetkili Mahkeme
HMK.m.13: ‘’ Kesin yetkinin söz konusu olmadığı hâllerde, asıl davaya bakan mahkeme, karşı davaya bakmaya da yetkilidir.’’
vi. Şubeler ve Tüzel Kişiler İle İlgili Davalarda Yetkili Mahkeme
HMK.m. 14: ‘’(1) Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. (2) Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.’’
vii. Sigorta Sözleşmesinden Doğan Davalarda Yetkili Mahkeme
HMK.m.15: ‘’(1) Zarar sigortalarından doğan davalar, sigorta, bir taşınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken yahut şart kılınan taşınıra ilişkinse, malın bulunduğu yerde; bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan bir taşınıra ilişkinse, rizikonun gerçekleştiği yerde de açılabilir. (2) Can sigortalarında, sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın leh veya aleyhine açılacak davalarda onların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. (3) Bu hüküm deniz sigortalarından doğan davalarda uygulanmaz.’’
viii. Haksız Fiilden Doğan Davalarda Yetkili Mahkeme
HMK.m.16: ‘’Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.’’

Yetki Sözleşmesi

Kanun koyucu mahkemelerin yetkisinin kesin olmadığı hallerde eğer uyuşmazlığın tarafları tacirler ve kamu tüzel kişileri ise yetkili mahkemeyi aralarında anlaşmak suretiyle belirleme imkanı vermiştir. Yetki sözleşmesi usul hukukuna ilişkin bir sözleşmedir. Yetki sözleşmesi ile aslında yetkili olmayan bir mahkeme yetkili hale gelmektedir. Yetki sözleşmesi iki şekilde yapılabilir. Birincisi ayrı bir sözleşme olarak, ikincisi ise yetki şartı olarak. Yetki sözleşmesi yazılı olarak yapılmaktadır. Yazılı şekil yetki sözleşmesi için geçerlilik şartıdır.

Yetkisizlik Kararı

Davanın yetkisiz bir mahkemede açılması üzerine mahkemece kesin yetki hallerinde re’sen, kesin olmayan yetki hallerinde ise bunu davalı tarafça usulüne uygun olarak ilk itiraz şeklinde ileri sürülmesi koşuluyla yetkisizlik kararı verir. Bu kararla birlikte mahkeme dosyadan elini çekmekte ve uyuşmazlığı esastan çözmemektedir. Mahkemenin yetkisiz olduğunu iddia eden dâvâlı, yetki itirazında yetkili mahkemeyi göstermeye mecburdur. Dâvâlı, sadece yetkili mahkemeyi -daha doğrusu hangi yer mahkemesinin yetkili olduğunu- göstermekle yükümlüdür. Bundan başka hangi mahkemenin görevli olduğunu (sulh, asliye) bildirmek zorunda değildir. Davalı, yetki itirazında yetkili mahkemeyi göstermemişse, yetki itirazı kabul edilmez. Yetkinin kesin olmadığı hallerde yetki itirazı ilk itirazdır. Yetkisizlik kararı aynı zamanda süresi içine istinaf yoluna müracaat edilmemesi veya istinaf yolundan feragat edilmesi üzerine de kesinleşir. Yetkisizlik kararı verilmesi halinde bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi gerekir. Bu işlem yapılırsa davaya yetkili mahkemede devam edilir. Aksi takdirde bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.


ATALI, ERMENEK, ERDOĞAN: Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2018
ARSLAN,YILMAZ,TANPINAR AYVAZ: Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 2.Baskı, Ankara, 2016
GÖRGÜN, Şanal: Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 5. Baskı, Ankara, 2016
KURU, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayınları, Ağustos, 2017
KURU, Baki: Hukuk Usulünde Görevsizlik ve Yetkisizlik Kararları Üzerine Yapılacak Muameleler, dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/336/3421.pdf
KURU, ARSLAN, YILMAZ: Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Değiştirilmiş 20. Baskı, Ankara, 2009
TANRIVER, Süha: Medeni Usul Hukuku, Cilt I, Tümüyle Gözden GeçirilmiĢ 2. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2018

The following two tabs change content below.

Cansu Taşdemir

Hukuklu değil hukukçu olmayan çalışan biri.

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. 30 Mart 2020

    […] Görevli ve Yetkili Mahkemeye ilişkin detaylı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir