İş Hukuku Açısından Coronavirüs

coronavirüs ve iş hukuku
iş hukuku açısından coronavirüs

Coronavirus (COVID-19), bu yazının yayınladığı tarih itibari ile dünya üzerinde yaklaşık 140.000 insanda görülen ve 5.000’den fazla insanın hayatını kaybetmesine neden olan bir virüstür. Coronavirus (COVID-19) salgını, dünya üzerinde çok geniş bir alanda etki göstermesi nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihinde bir pandemik hastalık olarak nitelendirilmiştir. Buna göre pandemik hastalıklar, tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara verilen addır.

Tüm dünyada insanların hayatını ciddi şekilde etkileyen virüs, Sağlık Bakanlığı’nın 11 Mart 2020 tarihinde yaptığı açıklamaya göre ülkemizde de bir hastada görülmüştür. Hal böyleyken, bu çerçevede işçi ve işveren bakımından iş hukukundan doğan hak ve yükümlülüklerin mevzuat ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir.

İşverenin Hak ve Yükümlülükleri

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Bağlamında İşverenin Yükümlülükleri

İşverenin önlem alma ve koruma yükümlülükleri aynı zamanda devlete karşı olan ödevlerindendir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesine göre;

İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.
ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.
d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.

İşbu maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde bahsi geçen risk değerlendirmesi kavramı aynı kanunun 3. maddesinde şöyle tanımlanmıştır:

Risk değerlendirmesi, işyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gerekli çalışmaları ifade eder.

Bununla birlikte 6331 sayılı Kanun’un 10. maddesinde risk değerlendirmesi yapılırken dikkat edilecek hususlar belirtilmiştir. Ayrıntılı esaslar ise yönetmelik ile düzenlenmiştir.

Düzenlemeden anlaşılacağı üzere; işveren, coronavirus tehlikesi belirlendikten sonra bu tehlikeyi analiz ederek, risk kontrol tedbirlerini kararlaştıracak, bununla alakalı olarak dokümantasyon çalışması yapacak ve genel anlamda yapılacak tüm çalışmaları güncel duruma göre yenileyecektir. Bu doğrultuda işçilerin virüs ve virüsten korunma yolları hakkında bilgilendirilmeleri, işyerlerinde dezenfektasyon çalışmaları yapılması vb. önlemlerin kararlaştırılması gerekmektedir. İşveren 6331 sayılı Kanun’dan doğan yükümlülüklerine aykırı hareket eder ise idari para cezası gündeme gelecektir.

İşverenin Fesih Hakkı

4857 Sayılı İş Kanunu Bağlamında “Sağlık Sebepleri” Nedeniyle Fesih Hakkı

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 76.maddesine göre;

Etrafında bulunanlara sari ve salgın hastalıklardan birini nakle vasıta olduğu muhakkak olan kimseler muvakkaten ve bu zail oluncaya kadar meslek san’atlarının icrasından hıfzıssıhha meclisleri karariyle menolunur.

Düzenlemeye göre, Coronavirus ve buna benzer salgın hastalıklara yakalanan işçilerin çalışması yasaktır. Bu yasak dolayısıyla işverenin fesih hakkını kullanabilmesi için 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesi incelenmelidir. İşbu maddeye göre;

İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda, işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez.

Düzenlemeden anlaşılacağı üzere; Coronavirus nedeni ile, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 76. maddesine göre çalışması yasaklanan işçilerin, işveren tarafından iş sözleşmelerinin feshedilebilmesi için, işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesindeki bildirim sürelerinin 6 hafta aşması gerekir. Aksi takdirde işveren fesih hakkına sahip olamayacaktır. İşveren fesih hakkına sahip olmasa bile, işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işe gidemediği süreç için ücret ödemeyecektir.

4857 Sayılı İş Kanunu Bağlamında “Zorlayıcı Sebepler” Nedeniyle Fesih Hakkı

4857 sayılı Kanun’un 25. maddesine göre;

İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması durumunda, işveren, iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir.

Aynı kanunun 40. maddesine göre;

Zorlayıcı sebepler dolayısıyla çalışamayan veya çalıştırılmayan işçiye bu bekleme süresi içinde bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenir.

Zorlayıcı sebepler; önceden öngörülemeyen, işverenin kendi kusurundan kaynaklanmayan, engellenmesi mümkün olmayan ve işçiyi işyerinde çalışmaktan alıkoyan hallerdir. Buna örnek olarak deprem, yangın, sel, seferberlik vb. haller verilebilir. Bunlar ile birlikte salgın hastalıklar da bir zorlayıcı sebep olarak değerlendirilmektedir.

Düzenlemeden anlaşılacağı üzere; Coronavirus gibi, işçiyi çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması halinde, çalışamayan veya çalıştırılmayan işçiye bir haftaya kadar yarım ücret ödenecek, bir haftadan sonra ise işveren sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olacaktır.

İşçinin Hakları

İşçinin Çalışmaktan Kaçınma Hakkı

6331 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre;

Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhâl kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir.
Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi hâlinde çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır.
Çalışanlar ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda işyerini veya tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gider. Çalışanların bu hareketlerinden dolayı hakları kısıtlanamaz.
İş sözleşmesiyle çalışanlar, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda, tabi oldukları kanun hükümlerine göre iş sözleşmelerini feshedebilir. Toplu sözleşme veya toplu iş sözleşmesi ile çalışan kamu personeli, bu maddeye göre çalışmadığı dönemde fiilen çalışmış sayılır.

Bahsi geçen düzenlemeden anlışılacağı üzere; Coronavirus gibi ciddi ve yakın bir tehlike ile karşı karşıya kalan işçiler, usulüne uygun olarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini isteyebileceklerdir. İşçilerin, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınma hakkı olmakla beraber, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması halinde, iş sözleşmelerini feshedebileceklerdir. İşçiler, haklı sebeple çalışmaktan kaçındığı süre için ücret talep etme hakkına sahiptir. Dolayısıyla çalışmaktan kaçınma halinde işverenin ücret ödeme borcu sona ermez.

İşçinin Fesih Hakkı

4857 sayılı Kanun’un 24. maddesinin 1.fıkrasının 1.bendinin (b) alt bendine göre;

İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa, işçi, süresi belirli olsun veya olmasın, iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir.

İşbu düzenlemeye göre, işçinin çalıştığı ortamda sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren veya başka bir işçinin Coronavirus gibi, işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulması halinde işçi, iş sözleşmesini haklı sebeple feshederek, kıdem tazminatı talep edebilecektir.

Dikkat edilmelidir ki, bu madde işçinin kendisinin hastalığa yakalanması halini düzenlememekte, işveren veya başka bir işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulmasından bahsetmektedir. Kanunun bu açık düzenlemesi karşısında gidilebilecek tek yol aynı maddenin 1.fıkrasının 3.bendi olacaktır. Söz konusu hükme göre;

İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa, işçi, süresi belirli olsun veya olmasın, iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir.

Buna göre Coronavirus nedeniyle işçinin çalışamama hali bir haftayı aşarsa, işçi kanundaki açık düzenlemeye dayanarak iş sözleşmesini feshedebilecek ve kıdem tazminatına da hak kazanabilecektir. Yukarıda belirttiğimiz üzere aynı kanunun 40. maddesine göre işçinin çalışamadığı bir haftalık süre için de kendisine yarım günlük ücret ödenecektir. Kıdem tazminatı hesaplanırken bu husus da göz önünde bulundurulacaktır.

Coronavirüs İş Kazası Kapsamında Değerlendirilebilir mi?

Bu konunun gündeme gelmesine neden olan, Yargıtay 21.Hukuk Dairesi’nin 15 Nisan 2019 tarihli kararıdır. Bu kararı incelemeden önce iş kazası kavramının incelenmesi gerekmektedir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesine göre iş kazası;

“a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır. “

Kanun koyucu iş kazasını bu çerçevede tanımlanmışken, Yargıtay bu tanımı geniş yorumlamaktadır. Yukarıda sözünü ettiğimiz Yargıtay kararında; “… işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle Ukrayna’ya yapılan sefer sırasında bulaştığı rapor kapsamından anlaşılan H1N1 virüsüne bağlı olarak, daha sonra meydana gelen ölümünün iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.” denilmek suretiyle geniş bir yorum yapılmıştır.

Bu karar doğrultusunda değerlendirme yapacak olursak; örneğin bir havayolu şirketinde kabin memuru olarak çalışan bir kimseye, yurt içinde veya yurt dışında görevini icra ederken Coronavirus bulaşması halinde Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin vermiş olduğu karar emsal niteliği taşımaktadır. Yine 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendine göre işçiye işyerinde bulunduğu sırada, işverenin 6331 sayılı Kanun’dan doğan yükümlülüklerini yeteri kadar veya hiç yerine getirmemesi nedeniyle Coronavirus bulaşması halinde yine bu karar emsal niteliği taşıyacaktır.

Bu gibi durumlarda Coronavirus’un nerede ve ne zaman bulaştığının tespiti önem arz edecektir. Zira pandemik bir hastalık olarak nitelendirilen Coronavirus’ün işçiye işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle görevini icra ederken bulaşabilme ihtimali olduğu kadar, bulunduğu başka bir ortamda da bulaşabilme ihtimali vardır. Bunun tespit edilebilmesi oldukça güçtür. Nitekim emsal nitelikte olabileceğini belirttiğimiz Yargıtay kararına konu olan olay 2009 yılında gerçekleşmiş olmasına rağmen Yargıtay kararı 2019 yılında verilmiştir.

Sonuç olarak; hızla yayılmaya devam eden Coronavirus, hayatın her alanını olduğu gibi çalışma hayatını da çeşitli açılardan ciddi şekilde etkileyecektir. İş hukuku bağlamında işveren ile işçinin hak ve yükümlülüklerini ve Coronavirus ile iş kazası kavramları arasındaki ilişkiyi ele aldığımız bu çalışmada, Coronavirus’un çalışma hayatına önümüzdeki süreçte meydana getirebileceği sorunları mevzuat hükümleri ışığında açıkladık.

Temennimiz, Coronavirus nedeniyle ülkemizdeki vaka sayısının artmaması ve can kaybının olmamasıdır.


hukukihaber.net/kararlar/tir-soforunun-yurtdisi-gorevinde-h1n1-virusu-kapmasi-sonucu-h435376.html
arcgis.com/apps/opsdashboard/index.html#/bda7594740fd40299423467b48e9ecf6
tr.wikipedia.org/wiki/Pandemi

The following two tabs change content below.

Muhammed Kürşad Özbek

Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi.

Muhammed Kürşad Özbek (Tümünü gör)

Benzer yazılar

2 Yorum

  1. 8 Nisan 2020

    […] İş Hukuku Açısından Coronavirüs […]

  2. 6 Haziran 2020

    […] İş Hukuku Açısından Coronavirüs […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir