Yapay Zeka ve Telif Hakkı

yapay zeka ve telif
yapay zeka ve telif

Son zamanlarda gerçekleşen teknolojik gelişmeler beraberinde yeni kavramlar ortaya çıkartmaktadır. Bu yeni kavramlardan sadece birisi olan yapay zeka, bu yazımızın da konusunu oluşturmaktadır. Yapay zeka, zamanla geliştiği gibi bu gelişme esnasında çok boyutlu yeni tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Hukuk alanında ise kişiler hukuku, ceza hukuku ve telif hukuku dallarındaysa derin tartışmalara neden olmaya devam etmektedir. Bu tartışmalardan sadece birisi, yapay zekanın meydana getirmiş olduğu eserlerin telif hakkının kime yahut kimlere verileceğinin tartışmasıdır.

Öncelikle en geniş tanımı ile yapay zeka, insan zekasını gerektiren algılama, öğrenme, geliştirme gibi işlevleri yapma yeteneğine sahip olan yazılımsal sistemlerdir. Yapay zeka, derin öğrenme teknolojisi ile çalışır. Derin öğrenme ise belirli bir tip sinir ağlarını ve ilgili algoritmaları ifade etmektedir. Kısaca yapay zeka, bilim insanlarınca kodlanmış, insan zekasını taklit etmeye çalışan yazılımlardır.

Yapay zekanın bizzat kendisi teknolojinin ilerlemesi ile birlikte birçok eser ortaya koymaktadır. Yapay zeka her ne kadar insanlar tarafından kodlansa da bu eserleri meydana getiren hiç kuşkusuz yapay zekanın kendisidir. Günümüz teknolojisi ile yapay zeka şiir, resim, roman gibi eserler ortaya çıkartabilmektedir. Hatta bir kısa filmin senaristi bile olabilmiştir. Günümüzde yapay zeka bu kadar ilerleyebiliyor ise gelecek zamanlarda daha neler konuşacağımızı bu eserler ortaya koyacaktır.

Yapay zekanın eserlerine dünyadan örnekler ile incelemek gerekir.

Yapay zekanın ortaya koymuş olduğu eserlerden birisi, 2016 yılında Japonya’da düzenlenen bir edebiyat yarışmasında finale kadar yükselen “Konputya Ga Shosetsu Wo Kaku” -Bir Bilgisayar Roman Yazarsa- isimli romandır. Eserin asıl yazarı yapay zeka olmasına rağmen eserin üzerine yapay zekayı geliştiren ekibin adı yazılmıştır. Bu ekibin başında bulunan Matsubara ekibi ile birlikte kelime ve cümleleri seçip gerisini yapay zekaya bırakmıştır. Eserlerin yazarlarını bilmeyen hakem heyeti bir insanın ortaya koyduğu eser karşısında yapay zekanın ortaya çıkardığı eserden yana oyunu kullanmıştır. Bu yapay zekanın mucidi Matsubara ise yapay zekanın potansiyelini ve insani yaratıcılığını da geliştirmekte kararlı bir duruş sergilemektedir.

Yazay zekanın eserlerinde sırada Harold Cohen’in ürettiği bilgisayar programı olan Aaron var. 1970’lerden itibaren kullanılan bu program, gerçek fırça ve boyalar kullanarak verilen komutlarla resim çiziyor. Lakin programı üreten Harold Cohen, Aaron’un gittikçe bağımsız hareket etmeye başladığını söylemiştir. Aaron zamanla gelişip kendi başına hiçbir komut almadan resim yapabilmiştir. Ama Aaron’un tüm bağımsızlığı yalnızca renklendirmedeydi, resim çizmekte bağımsız değildi. Cohen, Aaron’un bağımsızlaştığını düşünse de kendi kendine çalışır hale gelemeyeceğini biliyordu.

Sözleri yapay zekaya ait olan şarkılar da mevcuttur. “Daddy’s Car” isimli bu şarkıyı dinlerken ünlü grup The Beatles izleri görebilirsiniz. Bu eser, Sony tarafından FlowMachines isimli bir sistem kullanılarak ortaya çıkarılmıştır. FlowMachines her ne kadar söz yazımında iyi olsa da besteleme konusunda insan yardımına ihtiyaç duymaktadır. FlowMachines’in ikinci bestesi ise Amerikalı jazz sanatçılarından iz taşıyan “Mr. Shadow” olmuştur.

Sunspring” isimli 2016 yılında yapılmış bilim kurgu temalı kısa filmin senaristi bir yapay zeka olan Benjamin yapay zeka araştırmacısı Ross Godwin tarafından yaratılmıştır. 90’lı yıllardan günümüze kadar dayanan bilim kurgu filmleri ile beslenen Benjamin’in yazdığı senaryoyu yönetmen Oscar Sharp ve Ross Godwin bile anlamakta zorlanmış. Zira Benjamin, insan zekasının tasvir edemeyeceği bazı durumları tasvir etmiş ve bunları senaryoya eklemiştir.

Bager Akbay tarafından meydana getirilmiş Türk yapay zekalı şairimiz Deniz Yılmaz da var. Bager Akbay ürettiği yapay zekaya ilk önce yazı yazmayı öğretti. Daha sonrasında kelimeleri, uyak ve hece ölçüsünü öğretti. Deniz Yılmaz’ın yazdığı şiirleri Posta Gazetesi’nin Yurdumun Şairleri köşesine göndermek isteyen Akbay, yüze yakın kişinin vesikalık fotoğraflarını tarayarak cinsiyetsiz bir fotoğraf elde etmiş ve yapay zekaya cinsiyetsiz bir isim koymuştur. Beğeni toplayan Deniz Yılmaz, daha sonrasındaysa bir şiir kitabı yazmıştır. Bager Akbay şiir kitabından elde edilen gelirin Deniz Yılmaz’a ait olduğunu biliyordu.

Peki telif hakkı kime aitti?

Yapay zekalar örneklerde olduğu gibi birçok ürün meydana getirmekte ve bu eserlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Peki bu eserlerin telif hakları nasıl düzenlenmelidir? Bu eserler kamu malı mı sayılmalıdır? Yahut yapay zekaya kişi statüsü sağlanıp her türlü hakkı yapay zekanın kendisine mı vermelidir? Bu tartışma konusu günümüzde bazı ülkelerde davalara dahi konu olmuştur.

Avusturalya’da “Acohs Pty. Ltd. – Ucorp Pty. Ltd.” davasında mahkeme, bilgisayarın müdahalesiyle oluşturulmuş eserin, insan tarafından oluşturulmadığını kabul edip telif hukuku bakımından korunacak bir hakkın bulunmadığı yönünde bir karara imza atmıştır

İngiltere’de “Express Newspapers Plc. – Liverpool Daily Post and Echo Plc.” davasında ise mahkeme, bilgisayar yoluyla yaratılan eserin hak sahipliğinin kime ait olduğuna ilişkin bir kararında, bilgisayarın yalnızca eserin ortaya konmasında araçtan başka bir şey olmadığına hükmetmiştir. Kanaatimce, bu karar yapay zekanın kendi başına ortaya koyduğu eserler için geçerli olmamalıdır. Zira yapay zekalar eserleri meydana getirenlerdir, eserin meydana getirilmesinde herhangi bir aracı olmamaktadırlar.

Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın 16 Temmuz 2009 tarihli “Infopaq” kararında eserin özgün olmasının gerektiği, eser sahibinin kendi yaratıcılığını esere yansıtması gerektiğinden bahsetmiştir. Yani eseri oluşturan kişinin eserde kendi kişiliğini yansıtması gerektiğini, bir eserin varlığı için insan eliyle çıkmış olması gerekmektedir. Bu karar, birçok ülkenin telif hukukundaki ana kuraldır.

Çin, Hindistan, İrlanda, Yeni Zelanda, İngiltere gibi bazı ülkelerde eser sahipliği programcıya tanınmaktadır.

Yapay zekanın eserlerini telif hakları yönünden dört şekilde incelememiz mümkündür.

Bir görüşe göre, yapay zekanın ortaya koymuş olduğu eserlerin telif hakkı yazılımı kodlayan kişiye verilmelidir. Kanaatimce, bu görüş kendi içerisinde çelişkiler barındıran bir görüştür. Zira bir eser ortaya koyulurken aracı olarak kullanılan programları kodlayan kişilere, bizim ortaya koyduğumuz ve bizim kişiliğimizi yansıtan eserde herhangi bir hak vermemiz doğru değildir. Genellikle bu görüşe karşı olarak Microsoft Word örneği verilmektedir. Bilindiği üzere günümüzde çoğu eser Microsoft Word programı üzerinden yazılmaktadır. Fakat kendimizden iz taşıyan eserlerin telif hakkı bu programı kodlayan kişiye ait olamayacaktır.

Başka bir görüşe göre, ilgili eserlerin telif hakları programı ya da yazılımı kullanan kişiye aittir. Yalnızca bir programı kullanmakla yahut çalıştırmakla bir eserin sahibi olmak mümkün değildir. Zira eseri oluştururken bir emek, bir çalışma gereklidir. Sadece bir tuşa basarak eser sahibi olunamaz.

İnceleyeceğimiz bir başka görüş ise, ilgili eserlerin telif hakkının programın ya da yazılımın kendisine ait olduğu yönündedir. Telif hakkı verildiğinde eserin tüm haklarını eser sahibinin koruması gerekmektedir. Yapay zekanın telif hakkını elde ettiğinde tüm haklarını koruması günümüz şartlarında mümkün gözükmemektedir. Çünkü hakların korunması için bir kişilik gerekmektedir. Günümüzde yapay zekanın herhangi bir kişiliği yoktur. Bu konu kişiler hukukunu ilgilendirmektedir.

Son ve kanaatimizce makul olan bir görüş ise bu eserlerin kamu malı olarak görüldüğü yönündeki görüştür. Bilindiği üzere yapay zekaya kişilik verilmesi uzun yıllara mal olacaktır. Bu süre zarfında yapay zekanın ürettiği eserler kamu yararına kullanılmak üzere kamu malı olarak sayılmalıdır. Zira bu eserleri kamu malı olarak saydığımızda insan birlikteliği mevcut olduğundan ötürü var olan haklar kaybolacaktır ve kamu yararına kullanılması daha doğru olacaktır.

Future of Life Enstitüsü (FLI), 2017 yılında California-Asimolar sahilinde Faydalı Yapay Zeka isimli bir konferans düzenlemiştir. Bu konferansın sonunda ise yüzlerce bilim insanı tarafından imzalanmış 23 prensipten oluşan bir bildiri yayınlanmıştır. Bu bildirinin 15 ve 23. maddeleri şöyledir:

“15-Paylaşılan Refah: Yapay zekadan kazanılan ekonomik refah, tüm insanlığa fayda sağlayacak şekilde geniş ölçüde paylaşılmalıdır.

23-Ortak Fayda: Süper zeka sadece geniş olarak paylaşılan etik değerlere hizmet etmek amacıyla geliştirilmeli ve bir devlete ya da örgüte değil tüm insanlara faydalı olmalı.”

Asimolar Prensipleri’nin bu maddelerini göz önünde bulundurur isek yapay zekanın ürettiği eserler ortak fayda amacı ile kamu yararına kullanılmalıdır. Bundan ötürü yapay zekanın eserlerinin kamu malı sayılması gerekmektedir. Nitekim Kanada’da “İnsan müdahalesi olmadan kendi kendine yapabiliyorsa kamuya aittir.” görüşü de mevcuttur.

Dört görüş çerçevesinde incelediğimiz yapay zekanın ortaya koymuş olduğu eserlerin telif haklarının kimlere ait olacağı sorununa hala bir çözüm bulunabilmiş değildir. Umarız ki, yapay zeka gelişerek insanlığa daha faydalı eserler üretebilir hale gelir.


Yapay Zeka Çağında Hukuk, İstanbul – Ankara ve İzmir Baroları Çalıştay Raporu, 2019.

Yapay Zekanın Buluşlarının Patentlenmesi, Doç. Dr. Armağan Ebru BOZKURT YÜKSEL, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 6/2018, Sayı:11, s. 585-622.

Robot Hukuku, Doç. Dr. Armağan Ebru BOZKURT YÜKSEL, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı/Sayfa/Yıl: 7/29/85-112/2017.

Yapay Zeka ve Telif Hakkı, Mustafa ZORLUEL, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı:142, s. 305-356.

The following two tabs change content below.

Elmas Derya Çelik

Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi.

Elmas Derya Çelik (Tümünü gör)

Benzer yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir