Hukuksal Açıdan Türkiye’deki Suriyeliler ve Mülteciler

Türkiye’de 3,6 milyonu Suriyeli olmak üzere yaklaşık 4 milyon mülteci(?) bulunmakta ve doğal olarak bu insanlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sosyal ve ekonomik hayatlarında küçümsenemeyecek bir alan elde etmişlerdir.

Biz de bu yazımızda; mülteci kimdir, Türkiye’de Suriyelilerin hukuki statüleri ve hakları nelerdir başlıkları ile ülkemizde yaşayan Suriyelilerin hukuki statüsü konusunda bilgi vereceğiz.

Mülteci kimdir?

Temmuz 1951’de üzerinde uzlaşılan Cenevre Sözleşmesi’ne göre ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle, yararlanmak istemeyen yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen her şahıs mültecidir.

Türkiye Cumhuriyeti 1951 Cenevre Sözleşmesi’ni coğrafi sınırlama ile imzalamıştır. Coğrafi sınırlamanın sonucu olarak Türkiye, Avrupa Konseyi üyesi ülkeler dışından gelen ve iltica etmek isteyen kişilere geçici uluslararası koruma sağlamaktadır. Coğrafi sınırlamadan dolayı ulusal ve uluslararası mevzuattaki kavramlar farklılık göstermektedir. Avrupa konseyi üyesi olmayan İran, Suriye, Irak, Afganistan, Somali, Sudan gibi ülkelerden iltica talebiyle Türkiye’ye sığınanlar coğrafi sınırlama nedeniyle mülteci statüsüne sahip olamazlar.

Türkiye’de Suriyelilerin Hukuki Statüleri ve Hakları Nelerdir?

2011 yılında Türkiye’ye gelmeye başlayan Suriyeliler için, Türkiye Cumhuriyeti Devleti geçici önlemler almaya başlamış ve bu kitlesel göçlerle Türkiye’ye ulaşan kişiler hukuki bir statüyle koruma altına alınmaktan ziyade misafir olarak anılmış ve temel ihtiyaçları karşılanmaya başlanmıştır. Ancak gelen Suriyeli sayısı büyük bir hızla artmış ve bu nedenle Suriyelilere hukuki statü verilmesi, hem Türkiye Cumhuriyetinin yükümlülüklerinin belirlenebilmesi, hem de Suriyelilerin hak ve yükümlülüklerinin belirlenebilmesi için zorunlu hale gelmiştir.

Bu sorun 2014 yılında Bakanlar Kurulunun çıkardığı bir yönetmelikle çözülmüş ve Suriyelilere geçici koruma statüsü verilmiştir. Geçici koruma, kişilere yönelik bir korumadan ziyade, acil ve geçici olarak kitleler halinde göç edenlere uluslararası koruma taleplerinin olup olmadığına bakılmaksızın sağlanan bir korumadır.

Geçici koruma acil ve geçici durumlarda ülkelerindeki karışık durum ve can güvenliğinin bulunmaması sebepleri ile iradeleri dışında kitlesel olarak göç etmek zorunda bırakılmış kişilere verilen hukuki bir statüdür.  Tanımdan da anlaşılacağı üzere göç kitlesel olmalıdır, yani bireysel olarak sığınan kişiler geçici koruma statüsüne giremeyecektir.

Yabancılar ve Uluslararası Korunanlar Kanununa göre korumayı elde eden yabancıların hakları üç sınıfa ayrılır. Bunlar; eğitim, iş piyasasına erişim, sosyal yardım ve hizmetlere erişim ve harçlık haklarıdır. Söz konusu kanuna dayanılarak çıkarılan Geçici Koruma Yönetmeliğinde düzenlenen geçici korunanlara sağlanacak haklar ise sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri, iş piyasasına erişim hizmetleri, sosyal yardım ve hizmetler ile tercümanlık hizmetleri olarak sıralanmıştır.

Uluslararası hukuk bakımından ise, iltica hukukuna ilişkin en temel kaynak olarak kabul edilen 1951 Cenevre Sözleşmesi doğrultusunda, başka bir devlete sığınan mültecilere yönelik geri göndermeme ilkesine uygun olarak devletlerce bu kişilere sağlanan hak ve yükümlülükler, geniş anlamda eğitim, sağlık, barınma, çalışma gibi haklar şeklinde sayılabilecektir. Mülteciler, anılan sözleşme sayesinde devletlerce temel ihtiyaçlarının karşılanması ve temel haklardan olan yaşam hakkı, işkence ve onur kırıcı muameleye uğramama hakkı, seyahat özgürlüğü gibi haklardan yararlanırlar. Cenevre sözleşmesine göre mülteciler şu haklardan da faydalanabilecektir: Bunlar din ve inanç özgürlüğü, medeni haklardan yararlanma özgürlüğü, menkul ve gayrimenkul edinme hakkı, fikri ve sınai mülkiyet hakkı, dernek ve mahkemelerde taraf olma hakkı, çalışma hakkı, tarım, sanayi, sanat ve ticaret sahalarında iş yeri açma ve şirket kurma hakkı, ihtisas mesleğini icra etmek hakkı, vesika (karne) hakkı, mesken edinme hakkı, eğitim hakkı, sosyal yardım hakkı, sosyal sigorta ve çalışma mevzuatından yararlanma hakkı olarak sıralanır.

Cenevre sözleşmesinde lâfzen mültecilerden ve sadece bunların haklarından bahsedilse de hukukun eşitlik ilkesi gereğince bu haklardan tüm iltica edenler faydalanabilmektedir.

Geçici Koruma Yönetmeliği’ne göre geçici korunanların eğitim hizmetleri Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Okul öncesi eğitimi, ilköğretim ve ortaöğretim hizmeti MEB’in ilgili mevzuatına göre düzenlenmektedir. Ayrıca her yaş gurubuna yönelik dil eğitimi, meslek edinme becerisi ve hobi kursları talebe bağlı olarak açılmakta ve ön lisans, lisans, lisansüstü eğitimleri ise YÖK tarafından düzenlenmektedir.

Mevcut düzenlemeye göre geçici korunanlar da Yabancı Öğrenci Sınavı’na girerek üniversite eğitimlerine başlayabilirler. Türkiye’ye sığınmadan önce Suriye’de üniversite eğitimi gören geçici korunanlar ise yatay geçiş işlemi için başvurarak, kabul şartlarını sağladıkları takdirde eğitimlerine devam edebileceklerdir. Yatay geçiş için gerekli belgelere erişemeyen ve erişme şansı bulunmayan öğrenciler ise YÖK’ün belirlemiş olduğu 7 üniversitede özel öğrenci olarak eğitimlerine devam edebiliyor. Bu üniversiteler Çukurova, Gaziantep, Harran, Kilis 7 Aralık, Mustafa Kemal, Mersin, Osmaniye Korkut Ata üniversiteleridir.

Sağlık hizmetleri, Sağlık Bakanlığı tarafından hem barınma kamplarında hem de kamplar dışında yürütülmektedir. Doğal olarak sağlık hizmetlerinden sadece kayıtlı olan Suriyeliler faydalanabilmektir. Kayıtlı Suriyelilerin, Eylül 2013’ten önce Türkiye’de sadece sınır illerinde ücretsiz olarak sağlık hizmetlerinden yararlanmaları mümkünken, Eylül 2013’ten sonra bu haklarının kapsamı genişletilmiştir. Yani Türkiye’de kayıtlı olarak bulunan Suriyeliler tüm kamu hastanelerinden ücretsiz olarak yararlanabilmektedir.

Geçici Koruma Yönetmeliği’nin Suriyelilere sağladığı bir diğer hak da geçici korunanların belirli iş kollarında çalışma izni alabilmeleridir. Geçici koruma altındaki kişiler ancak çalışma izni aldıktan sonra Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvurarak, önceden belirlenmiş olan iş kollarında ve illerde çalışabilmektedir. Ancak Suriyeliler bakımından sosyo-ekonomik durum dikkate alındığında, bunların sayı bakımından azımsanamayacak bir kısmının çalışma izni için başvurmaksızın kayıt dışı çalıştıkları görülmektedir. Suriyelilerin Türkiye’ye kabul edilmeleri sonrasında, bunlardan iş arayanların sayısı artmış ve geçici koruma kimliğine sahip olan veya olmayan Suriyelilerin kaçak işçi olarak düşük ücret karşılığında istihdam edildikleri sorunuyla da karşı karşıya kalınmıştır. Kayıt dışı, düşük ücretle çalışan Suriyeliler hem işverenlerin insafına bırakılmış durumdadırlar hem de ücret dengesinin bozulmasına neden olmaktadırlar. Bunun hukuk devletinde kabul edilemez bir hal olduğu ve derhal çözüme ulaştırılması gerektiği yadsınamaz bir gerçektir.

Özetlemek gerekirse; Türk vatandaşlarının yaygın sanısının aksine Suriyeliler mülteci değil, ancak geçici koruma statüsüne sahiptirler. Şu halde Suriyelilerin Türkiye’ye gelmeye başladıkları ilk yıllarda kendilerine hukuki bir statü tanınmasa da, zamanla ortaya çıkan ulusal ve uluslararası sorunların çözüm ihtiyacı bu sonucu doğurmuştur. Tarafların hak ve sorumluluklarının belirlenebilmesi ve gerek Suriyelilerin gerekse Türklerin sosyal hayatlarının devamlılığının sağlanabilmesi ve en az zararla bu süreçten çıkılabilmesi için bir hukuki yol tanınması da ayrıca zorunluluk arz etmiştir. Türk kamuoyunun anlaşılır beklentisi, Suriye’de çok karmaşık görünen kargaşanın, bu ülkenin bütünlüğünün sağlanarak sona ermesi ve Suriyelilerin de kendi ülkelerine dönerek orada huzur ve güven içerisinde yaşamalarıdır.


 –KULA, Cansu: Ankara Barosu Hukuk Gündemi Dergisi, Uluslararası Belgelerle İltica Hukuku, Ankara, 2015-2.

ÖZKAN, Işıl: Göç, İltica ve Sığınmacı Hukuku’’, Seçkin Yayınları, Ankara, 2013

Uluslararası Af Örgütü, “Hayatta Kalma Mücadelesi: Türkiye’deki Suriye’den Gelen Mülteciler”

T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü: ‘’Geçici Korumamız Altındaki Suriyeliler’’.

AB Geçici Koruma Yönetmeliği -1951 Cenevre Sözleşmesi -Geçici Koruma Yönetmeliği

The following two tabs change content below.

Mustafa Ceyhun Yetgin

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi.

Benzer yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir